Değerli Katılımcılar,

Düzenleme Kurulu adına sizleri, 18-20 Nisan 2019 tarihleri arasında İstanbul-Cevahir Hotel Asia’da düzenlen YABİTED IV. Bitkisel Yağ Kongresi’ne davet etmekten mutluluk duymaktayım.  Kongre kapsamında yağ ham maddelerinden rafine yağlara, sürülebilir yağlardan zeytinyağı ve atık değerlendirmeye kadar farklı konularda güncel gelişmeler ve araştırma sonuçları tartışılmıştırtır. Dünya nüfusunun hızlı artışı ve ekonomik gelişmişlikle birlikte, temel gıda maddelerimizden olan yağlara da talep artmaktadır.  Kalite bilincinin artması ve toplumu bilgilendirme çalışmalarının hız kazanması gibi etkenler ise, güvenli gıda tüketimini ön plana çıkarmaktadır. Bu alanlarda yaşanan gelişmeler, Dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de konunun paydaşları tarafından dikkatle izlenmektedir.  Diğer taraftan, yağlar beslenme açısından en fazla sorgulanan gıda gruplarındandır. Fakat konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından üretilen yanlış bilgilerin topluma çeşitli yollardan aktarılması, yağ-beslenme ilişkisinin topluma doğru iletilmesindeki en büyük engeldir.  Bitkisel yağlara tağşiş yapılması da tüm paydaşların birlikte çalışarak aşması gereken önemli problemlerden birisidir. Önceki kongrelerde olduğu gibi, Yağ Bilimi ve Teknolojisi Derneği (YABİTED)’nin bu kongredeki amacı da, akademisyen, sanayici ve kamu çalışanını bilimsel bir platformda bir araya getirerek, bitkisel yağlarla ilgili bilimsel ve teknik gelişmelerin yanı sıra, yasal düzenleme ve ticari boyutların masaya yatırılmasını sağlamaktır.
Kongre başlamadan önce (17-18 Nisan 2019) Filtration & Membrane World LLC tarafından düzenlenecek olan kursta, dünyanın önde gelen uzmanlarından hem sanayici hem de akademisyenlere yönelik bilimsel ve teknik sunumlar yapılacaktır. İkinci günün devamı ile üçüncü günde ise kongrenin teknik programı gerçekleştirilecektir. Kongre, dördüncü gün için planlanan sosyal programla sona erecektir.  İki yılda bir YABİTED tarafından düzenlenen Bitkisel Yağ Kongresinde katılımcılar, bir taraftan sahip oldukları bilgi, bulgu ve tecrübeleri paylaşma, diğer taraftan konunun paydaşlarıyla tanışma ve işbirliği imkanlarını artırma fırsatları bulabilmektedir. Böylece, araştırmacılar arasındaki iletişimin artması ve sanayi-üniversite işbirliğinin gelişmesine katkıda bulunulmaktadır. Önceki kongrelerde olduğu gibi, IV. Bitkisel Yağ Kongresinin de başarıya ulaşması sizlerin katılım ve destekleriyle mümkün olmuştur. Kongremizde sizleri de aramızda görmek, katılım ve desteğiniz için teşekkür ederim.

Saygılarımla,
Prof. Dr. Aziz Tekin

DÜZENLEME KURULU BAŞKANI
Aziz TEKİN (Ankara Üniversitesi)

KONGRE SEKRETERYASI
Aslı YORULMAZ (Adnan Menderes Üniversitesi)
Hakan ERİNÇ (Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi)

ÜYELER (Alfabetik Sıra İle)
Abidin TATLI (Olivasa Gıda)
Beraat ÖZÇELİK (İstanbul Teknik Üniversitesi)
Metin YURDAGÜL (MÜMSAD)
Murat TAŞAN (Namık Kemal Üniversitesi)
Selma TÜRKAY (İstanbul Teknik Üniversitesi)
Suat SÖBÜÇOVALI (Sunar Grup)

Kongre Konuları

  • Dünya’da ve Türkiye’de Yağ Sanayi
  • Yağ Ham maddeleri
  • Yağ Kimyası
  • Yağ Üretim Teknolojileri
  • Yağ Rafinasyon Teknolojileri
  • Yağ Modifikasyon Teknolojileri
  • Sürülebilir Yağlar – Margarin
  • Zeytinyağı
  • Oksidasyon ve Kızartma
  • Yağ Biyoaktif Bileşenleri
  • Atık ve Yan Ürün Değerlendirme
  • Kalite Kontrol ve Yasal Düzenlemeler

Zeytin ve zeytinyağı ihracat şampiyonlarının gurur günü

Zeytincilik sektörü, 2018 yılında Türkiye’ye 405 milyon dolar döviz kazandırırken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği sektörün ihracatının 180 milyon dolarlık dilimini gerçekleştiren 20 üyesini ödüllendirdi.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı olağan mali genel kurulunda, 2018 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi.
Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen genel kurulda konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, 2018 yılını ihracat rekoru ile tamamladıklarını, ambalajlı zeytinyağı ihracatının bu sezon yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini dile getirdi.

Ege Bölgesi’nden tarım ürünleri ihracatı 5 milyar doları geçti
Türkiye’nin 2018 yılında 168,1 milyar dolar ihracatla rekor kırdığı bilgisini veren EZZİB Başkanı Davut Er, “Toplam ihracatta tarım ürünlerinin payı yüzde 14 ile 23 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamın 5 milyar doları, yani yüzde 22’si ise Ege İhracatçı Birlikleri üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Bu rakamları bölgemiz için son derece sevindirici ve gurur verici olarak görüyorum. Bu son derece önemli bir rakam ama Ege Bölgesi için yeterli değil. Katma değerli ürünlerle bu rakamı iki katına çıkarmak içten bile değil” dedi.

Zeytincilik sektörü ihracatı 400 milyon doları geçti
2017/2018 zeytin ve zeytinyağı sezonu ve yeni sezon hakkında da konuşan Er, şöyle devam etti: “1 Ekim 2017 tarihinde başlayan 2017/2018 sofralık zeytin sezonu Eylül sonu itibariyle tamamlandı. 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle sofralık zeytin ihracatımız, bir önceki sezonun tamamına kıyasla miktar olarak yüzde 16 artarak 58 bin tondan 68 bin tona, değerde ise yüzde 15 artarak 110 milyon dolardan 127 milyon dolara yükseldi. 2017/18 sezonu özellikle zeytinyağı ihracatımız için çok verimli geçti diyebiliriz. 1 Kasım 2017 tarihinde başlayan zeytinyağı sezonu, 31 Ekim 2018 tarihi itibariyle tamamlandı. İhracat rakamlarımıza baktığımızda, bir önceki sezona oranla miktar bazında yüzde 49 artarak 44 bin tondan 66 bin tona, tutarda ise yüzde 46 artarak 174 milyon dolardan 255 milyon dolara ulaştı Prina yağı ile birlikte toplam sektör ihracatımız 400 milyon doları geçti.”

Ambalajlı zeytinyağı ihracatında yüzde 83’lük artış
2017/18 sezonunda ambalajlı zeytinyağı ihracatının yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini anlatan EZZİB Başkanı Er, “Toplamda 92 milyon dolar tutarında zeytinyağını ambalajlı olarak ihraç ettik. Özellikle katma değeri yüksek bir ürün olarak ambalajlı zeytinyağı ihracatımızın yükselişini sektörümüz için son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum. Dünya standartlarına göre kaliteli bir zeytinyağı üretimimiz var ve bu yağların ambalajlı olarak ihracatındaki artışı görmek bizi sevindiriyor ve ihracat hedeflerimize ulaşma konusunda umutlandırıyor” diye konuştu.

Sofralık zeytin ihracatındaki artış zeytinyağı ihracatındaki düşüşü telafi ediyor
2018/2019 sezonu ile ilgili de bilgi veren Er, sözlerini şöyle sonlandırdı: “1 Ekim 2018-31 Mart 2019 arasındaki 6 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatımız miktarda yüzde 46 oranında artış ile 52 bin tona ulaştı, 1 Kasım 2018-31 Mart 2019 arasındaki 5 aylık dönemde zeytinyağı ihracatımızın ise miktarda yüzde 28 düşüş ile 30 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sezon zeytinyağı ihracatımızdaki düşüşü zeytin ihracatımızdaki artış ile önemli ölçüde telafi ettiğimizi düşünüyorum. Umarım önümüzdeki sezonlarda hem zeytin, hem zeytinyağı ihracatımız artarak devam edecek ve Türkiye’de tek birlik durumunda olan Zeytin ve Zeytinyağı Birliğimiz tarım sektörlerinin parlayan yıldızı olmaya devam edecektir.”

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde sofralık zeytin kategorisinde ödül alan firmalar şunlar oldu;

“ZER YAĞ SANAYİ VE TİCARET A.Ş., MAROLİ GIDA SANAYİ VE DIŞ TİC. A.Ş., EKER GIDA NAK.İNŞ.SAN.TİC.LTD. ŞTİ., AGME GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, KORHAN PAZARLAMA VE DIŞ TİC. A.Ş., YUNUSLAR TARIM ÜR.GIDA İNŞ.TUR NAK.SAN.VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ., GİNTAŞ TARIM ÜRÜNLERİ PAZARLAMA İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD.ŞTİ., YENİÇAĞ GIDA SAN.VE TİC.A.Ş., SUNAN GIDA SAN. VE TİC.LTD.ŞTİ ve SALTAY DIŞ TİC.LTD.ŞTİ.”

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde zeytinyağı kategorisinde ödül alan firmalar ise şöyle sıralandı;

 “NEJAT ATALAN DIŞ TİCARET A.Ş., SAVOLA GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ, MARBIL YAG SAN.VE TIC. A.S., SURTAŞ İŞLETMECİLİK İNŞAAT SAN.VE NAKLİYAT LTD. ŞTİ., BUNGE GIDA SAN. VE TIC. A.Ş., MARGE MADEN ARAŞTIRMA GELİŞTİRME YATIRIM İHR.TİC.LTD.ŞTİ., KOZMOPOLİTAN GIDA SAN.VE TİC. A.Ş., S.S.TARİŞ Z.VE Z.YAĞI T.SA.KO. BR.KISA ADI.TARİŞ ZEY.Z.YAĞ B., VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SAN. VE TİC.ANONİM ŞİRKETİ, KOZAKLI TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET LTD.ŞTİ.”

 

 HAYATA DAİR

PAZAR RESİTALİ 10

G  Ü  V  E  N

Abidin Tatlı
Researcher Writer
Degustation, Instructor And Degustator

Aynı Kişiye;
Bir Kere İnanmak GÜVEN,
İki Kere İnanmak RİSK,
Üç Kere İnanmak AHMAKLIKTIR…

Güven ruh gibidir, çıktığı yere bir daha asla geri dönmez!..

Bir Kere İnanmak GÜVEN’dir
Güvenmek sevmenin de ötesinde bir duygudur. Birini gönülden sevecekseniz ilk önce güvenmelisiniz. Güven duymadığınız birine aşık olmak o kişiye karşı sevginizin sağlam olamayacağını gösterir. Zamanla hayatta en büyük beklentiniz başınızı omzuna yaslayacağınız, güven duyacağınız biri olacaktır. Çoğu insanın aradığı en temel duygu sevmekten çok güven duymaktır.
Güven duymak sevdiğinize sımsıkı sarılarak, gözünüz kapalı ona sonsuza denk inanmaktır. Onun size vereceği bu güven duygusu, sevginizin ölümsüzlüğünün en büyük sağlayıcısı olacaktır.
Emanete riayet rızık getirir. Hıyanet ise fakirlik getirir. Hadis-i Şerif
Panzehire güvenilerek, zehir içilmez. Hz. Ebubekir (r.a.)
Ağaca dayanma çürür insana güvenme ölür. Türk Atasözü
Güvensiz kalplerimizi, karaktersiz insanlara borçluyuz.
İnsanın kendine güveni, büyük işlere girişmenin ilk şartıdır. Samuel Johnson
Güvensizlik başlayınca dostluk kaybolur. Epicure
Tilki kümesi iyi tanıyor diye bekçi yɑpılır mı? H. Truman
Kendine güvenen herkes, dünyayı idare edebilir. Voltaire
İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir. Richɑrd Benedici
Kendine güven kazanmanın biricik yolu, başarısızlığa yer vermeyecek derecede bir şeye iyi hazırlanmaktır. Lockwood Thorpe
Her zaman güvensizlik göstermek, her zaman güvenmek kadar büyük bir yanlışlıktır. Goethe
Sana güvenmekte zorluk çekmemin tek sebebi, yalan söylemenin benim için ne kadar kolay hale geldiğini bilmem. Charles Bukowski
“Hiç kimseye güvenmiyorum” diye bir şey yoktur, “Zamanında o’na güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum” diye bir şey vardır. Bir insana zorla sevdiremezsin kendini. Bana güven diyemezsin. O bunu hissetmiyorsa, tek bir söz söyleyebilirsin:
– Sen bilirsin.
Politikacılar dünyanın her yerinde aynıdır, nehir olmayan bir yere köprü yapacaklarına söz verirler.
insan ne olursa olsun güven duyma ihtiyacında olduğundan son derece normal durumdur. güvensizlik insanı güvenipte kazık yemekten daha kötü bir ruh haline sokar. Paranaoyaklık yaşar insan. Kazık yemek ” eh ne yapayayım yine aynı şey oldu; ben buyum” demek herkese şüpheyle bakmaktan çok daha sağlıklı daha az yaralayıcıdır.
Hayatta kimseye güvenmeyeceksin demek saçmalıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesaplamalı insan.
Hayatta iki şeye güveniyorum. Biri aynaya baktığımda gördüğüme, diğeri yukarı baktığımda göremediğime.
Güvenmeden önce aklınıza Victor Hugo’nun “hayatta kimseye güvenmeyeceksin’’ demek saçmalıktır inan. Ama kime iki defa güveneceğini hesaplamalı insan.” sözü gelemelidir. ikinci defa güvenipte dibi boylarsanız ayağa tekrar kalkamayabilirsiniz.
Pahalı parfümleri bir kenara bırakın, insan dediğin güven kokmalı.
Güven ailede, sevgide, işde, sosyal hayatta farklı bakış açılarına  sahiptir.

İki Kere İnanmak RİSK’dir.
İkinci defa güvenmek diye bir şey olmaz insan doğasına aykırıdır. bir kere güvenilir ikinciye sadece şans verilir bu da bile bile ladestir. Üçüncü sefer için ön aşamadır.
Geriye dönüp ilişkilerde bir hasta vakıası gibi anamnez olmadan birincisi bile hata iken ikincisi mallıktır. Koşulsuz güvenmek başlı başına saçmalıktır. Hiç kimse koşulsuz güvenmeyi gerektirecek kadar mükemmel yaratılmamıştır. ikinci defa babayı almakla sonuçlanır. ikinci defa kandırılmaktır. aynı kişi için yapılan ikinci salaklıktır. ihanetten zevk almaktır.
Aslında herkesin ikinci bir şansı hakettiği varsayımından yola çıkarsak sakıncası olmayan bir harekettir, bir umuttur, ikinci defa hayal kırrıklığına uğramaktır.
Biraz daha düşündüğün de güvenemezsin asla, içinden atamazsın değişen nedir ki? kendini kandırmaya çalışırsın, “yersen yada yedirirsen” gerçek bu.
Eğer seviyorsanız, bile bile yapacağınız iştir. Evet, eminim. Çünkü kendi kendine “sen aptal mısın? 2. defa güvenmek ne oluyor? yine üzülen sen olacaksın.” Falan da dersin ama dinletemezsin sonuçta kendine. “umut, fakirin ekmeğidir” hesabından yola çıkarak bir kez daha güvenirsin. Peki sonunda üzülürmüsün?
-Kesinlikle evet, ilkinden daha beter bir şekilde. Aşıksan güvenmek istersin 2 olur 3 olur 4……. ama her defasıda en az 2 kat fazla hata sonralarıda sonsuz kere hata anlamına gelir.
Birinci yanılgının yetmemesi üzerine yapılan eylemdir. yaşadıkların az gelmiştir, güvenmişsindir. arkaya bakmadan uzaklaşmak lazım iken hayatında çok önemi olmayan insanlar için söz konusu olması zor olan şey.
Ama sevdin mi limitsizdir. çok çok trip yaparsın ama yine içten içe güvenirsin. Muhtemelen birincisinden daha pahalıya mal olur. Elbette kusursuz olmak zor ama einstein şöyle der; “aynı hatayı iki defa tekrarlamayan insan mükemmel insandır.” Mükemmel insan varmı peki.
– Ben görmedim.
– Ya sen…
Duygularla hareket etmenin zararlı olduğunu anlamayarak bir daha mantığı reddetmektir. kısacası aptallıktır. Kişilere göre değişirse de söz konusu evlat ise bu döngü ölene kadar gider. Sevgili ise aşk ağır basar. Arkadaşsa genellikle arkadaşlık süresine ve paylaşıma bağlı olarak bazen ikinci muhtemel bazen de imkansızdır.
insan ancak çok sevdiği bir kişiye ikinci defa güvenme hakkı verir. ancak ilkinde olduğu gibi ikincisi de can acıtıcıdır. yaşadım ve biliyorum kimse bunun aksini iddia etmesin. Aksini yaşatan insan ancak mutasyona ugramış olmalı ki bir daha aynısını yapmasın. Ee sonuçta bir insan 7’sin de ne ise 70’de de odur. Yaptığı şeyi mutlaka tekrar yapıcaktır.
Güvenmek istersin ancak bir insanın kaç kere aynı hatayı yapacağını gösterir. Bakarsın ki güven bir gider pir gider.
Usta sanatçının ‘’aldanma çocuksu masum yüzüne’’ şarkısını bir kaç kere dinledikten sonra karar verilmelidir. Eşşek olan bir daha aldatır ve eşşekoğlu eşşek bir daha bir daha, kanında bir bozzukluk var ise hayat tarzı olmuştur.
Bazen en büyük hata olurken bazense mecburen ve bazı mecburiyetler olması gerekendir. Fakat üçüncüsü biraz ”kör”lüktendir. üçüncü bir hataya fırst vermekten başka bir şey değildir.
Aslında bazen çok doğru kararlarda vermiş olabılıyorsun yani şans meselesi.
Herkese güven, ama kime ikinci kez güveneceğine dikkat et. ikinci defa güvenmek, ikinci defa hayal kırıklığıdır ve tavizdir. taviz’in neyi getirdiğini de biliriz demi ikinci defa güvenmek ondan önce kendini aldatmaktır.
ikinci defa kaybetmektir genellikle. Gerekirse neden olmasındır. Bu arada, kaybedenler kulübüne hoşgeldiniz..
Oldukça zordur hatta en zor şeydir belki güvendim dersin ama içindeki güvensizlik insanı yer bitirir. Çünkü ikinci kez sonunu bildiğin filmi baştan izlemektir. İkinci defa hata yapmaktır. Hiç birşeyin eskisi gibi olmayacağını ikinci defa görmektir. İnsanın kendine yalan söylediğinin kanıtıdır, sonu vahimdir.
İnsan bir defa yanılabilir, yanlış yapabilir ancak ikinci defa asla, yapmamalıdır.
Bir taraftan da hiç bir zaman kayıtsız şartsız tam teslimiyet gerçekleşmediği için, yani tam olarak güvenemediğiniz için bir hata değil, karşı tarafa verilen ikinci bir şanstır. Olması gerekendir aslında herkesin ikinci bir şansı vardır. Maalesef bazen de umutsuzca da olsa aşırı sevgiden kaynaklanabilecek bir olaydır. Yani iki kez ölmeye benzer. Diğerinden bir farkı yoktur, sonuç hep aynıdır, yanılırsın.

Üç Kere İnanmak AHMAKLIK’tır…
Aslında belki de kesin konuşmamak lazım çünkü hayat o kadar enteresandır ki hiç ummadığınız anda ummadığınız şekilde gelişir olaylar.
Kimi zaman ilk seferkinin tam tersi sonuçlar almaya yol açmaktadır. Değer mi, değmez mi, orası şansı verecek/vermeyecek kişiye bağlıdır.
Ahmak olmayan var mı?
Özetle olay şansta değil şansı verdiğiniz kişidedir.
Güvenmek;
– Zor olan,
– Zaman alan,
– Karşı tarafı zorlayan,
– Paranoyaklaştıran,
– Can sıkan güvenmektir..

Kısaca çoğu zaman AHMAKLIK tır.

Makaleyi indirmek için lütfen tıklayınız

Pazar Resitali 10 Güven PDF

Olivtech 2019 / Zeytine Dair, Abidin Tatlı

Olivtech 2019 / Zeytinin Yolcuuğu

Zeytine Dair 2020 de Sizlerle

Zeytine Dair

 Genel Giriş   40 sayfa

 Giriş  40 sayfa
1.Zeytin Hakkında Genel Bilgiler
1.1. Zeytinin Tarihçesi
1.2. Zeytinin Anavatanı
1.3. Dünyada Zeytincilik
1.4. Türkiye’de Zeytincilik
1.5. Akdeniz Havzasında Zeytinin Yıllık Gelişimi Devresi
1.6. Zeytinin Frenolojik Dönemleri
1.7. Türkiye’de Yetiştirilen Önemli Zeytin Çeşitleri

  1. KİTAP ZEYTİN
  2. BÖLÜM 150 sayfa
  3. Zeytincilik

2.1. Zeytin Yetiştiriciliği
2.2. Zeytin Çeşitleri
2.3. Organik Zeytin ve Zeytinyağı
2.4. Bodur Zeytin Yetiştiriciliği
2.5. Zeytin Bahçelerinde Sulama
2.6. Zeytin Bahçelerinde Gübreleme
2.7. Zeytin Bahçelerinde Hasat
2.8. Zeytin Bahçelerinde Budama
2.9. Zeytin Teknolojisi
2.10. Zeytin Sektörü Sorunları ve Çözüm Önerileri
2.11. Zeytincilik Takvimi

  1. KİTAP ZEYTİN SAĞLIĞI
  2. BÖLÜM 200 Sayfa
  3. Zeytin Bahçelerinde Entegre Mücadele

3.1. Entegre Yönetimi
3.2. Tarımsal Savaşın İlkeleri
3.3. Örnekleme ve Kontrol Yöntemleri
3.4. Bitki Besin Elementi Noksanlıkları İçin Örnekleme Yöntemleri
3.5. Zeytin Bahçelerinde Zirai Mücadele Yönetimi
3.6. İyi Tarım Uygulamaları=Eurepgap (Globalgap)
3.7. Gıda Güvenliği ve Standartları

4.BÖLÜM
4. Zeytin Bahçelerinde Zirai Mücadele

4.1. Zeytin Bahçelerinde Görülen Hastalıklar
4.1.1. Zeytin Bahçelerinde Görülen Fungal Hastalıklar
4.1.2. Zeytin Bahçelerinde Görülen Bakteriyel Hastalıklar
4.1.3. Zeytin Bahçelerinde Görülen Virüs ve Virüs Benzeri Hastalıklar
4.1.4. Zeytin Bahçelerinde Görülen Fizyolojik Hastalıklar
4.2. Zeytin Bahçelerinde Görülen Zararlılar
4.2.1. Zeytin Bahçelerinde Zararlı Böcekler
4.2.2. Zeytin Bahçelerinde Zararlı Akarlar
4.2.3. Zeytin Bahçelerinde Zararlı Nematodlar
4.2.4. Zeytin Bahçelerinde Görülen Diğer Zararlılar
4.3. Zeytin Bahçelerinde Biyolojik Mücadele
4.4. Zeytin Bahçelerinde Yabancı Otlar ve Mücadele Yöntemleri

5. BÖLÜM
5.Zeytin Bahçelerinde Kullanılan Tarım Kimyasalları

5.1. Tarım Kimyasalları
4.2. Tarım İlaçlarının Uygulamaya Hazırlanması
4.3. Zirai Mücadele İlaçlarında Toksikoloji
4.4. İnsan ve Çevre Sağlığı Yönünden Tarım Alanlarında Kullanılan Bitki Koruma Ürünlerine Karşı Alınması Zorunlu
4.5. Bitki Koruma Ürünleri İle Zehirlenmelerde Kullanılan Tıbbi Antidotlar
4.6. Zehir Danışma Merkezi
4.7. Bitki Koruma Ürünlerinin Ambalajlarında Kullanılan Uyarı İşaretleri
4.8. Zirai Mücadele İlaçlarında Formülasyon Tipleri
4.9. Zeytin Bahçelerinde Kullanılan Ruhsatlı Tarım İlaçları
4.10. Zeytin Bahçelerinde Kullanılan Zirai Mücadele Alet ve Makineleri
4.11. Teknik Terimler

 3.KİTAP ZEYTİNYAĞI
6. BÖLÜM 200 Sayfa

I. KISIM
1. Zeytinyağı
2. Kimyasal Bileşimi
3. Isıl Stabilitesi
4. Yağların Emilimi
5. Zeytinyağı teknolojisi
6. Yağların depolanması

II. KISIM
1. Zeytinyağı ve Beslenme
2. Akdeniz Diyeti
3. Zeytin ve Zeytinyağının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
4. Zeytinyağı ve Kanser
5. Zeytin ve Zeytinyağlı Yemekler

III. KISIM
1. İyi Bir Zeytinyağı Nasıl Olmalıdır
2. Zeytinyağı ve Tadım Eğitimi
3. Zeytinyağı Meyve Suyudur
4. Zeytinyağında Tağşiş
5. Zeytinyağı Sektörü Sorunları ve Çözüm Önerileri
6. Türkiye’de Zeytinyağı Tüketiminde Doğru Bilenen Yanlışlar

IV. KISIM
Abidin Tatlı
1. Özel Üretim Ürünler
1.1. Premium ve Ekskuluzive Ürünler
1.2. Delice
1.3. Polifenol
1.4. EVOO
2. Ödüllerimiz ve Sertifikalarımız
3. Röportajlarımız
4. Kitap Listesi
5. Hedeflerim

  1. 20 sayfa
  2. Kaynaklar

 Toplam 600 Sayfa

Gelmeyeni Beklemek

Sonsuz Bir H İ Ç

Yalnızlığı o kadar çok sevmişiz ki sevilmeyi beklerken sürekli kaybetmişiz.
Sahi beklediğimiz, umut ettiğimiz şeyler bir gün gerçekleşecek mi?
Gerçekleşmeyecekse bile bu çektiğimiz sıkıntılar, dertler boşuna mı?
Ne olacak bu içimizdeki yarım kalmışlıklar?
Mutluluk bize uğramıyor, mutsuzluğa nedense yemin etmiş gibiyiz.
Olmaması sorun değil. Olacakmış gibi olup olmuyor ya, o kötü işte. Ne eskisi gibi olabiliyoruz ne de başladığımız yere dönebiliyoruz. Nasıl yapalım?
Başarısızlık olarak anlamayın bunları. Halledemediğimiz, düzeltemediğimiz olaylar olumsuz olaylar değil. Hepsi birer tecrübe. Bunları biz istediğimiz için tecrübe. Her şey yaşanarak öğrenir ama bazı şeyleri biz kendimiz istedik.
Dünyalı tarafından eklenmiştir.
En nefret ettiğim şeylerden biri, ‘Ben buyum.’ denmesidir. Sen buysan git hadi şu taraftan. 
İnsan sevmek aşırı yorucu.
Ben sadece gökyüzünü seviyorum.
Olur dediğim olmuyor. Olmaz dediğim zaten olmuyor. Böyle olacaksa hiç olmasın diyorum, sonra hiç olmuyor.
Söyleyecek çok şey var ama anlayacak kimse kalmadı.
Yalnızlıktan yakınmayın, oysa yapacak çok şey var:
Bir sürü kitap okuyabilirsin.
Çıkıp dolaşabilirsin tek başına,
Tüm ara sokakları keşfedebilirsin.
Bir sürü şarkı dinleyebilirsin.
Sırt çantan ve kulakların sana yeter.
İstediğin gibi hareket edebilirsin.
Bağımlı yaşamak zorunda olduğun insanlar yoktur.
Çay hep seninledir. 
Üşüdüğünde battaniyeye sarılabilirsin.
Bir sürü şey izleyecek vaktin var.
Tüm gün uyuyabilirsiniz bile.
Sürekli bakmak zorunda olduğunuz bir telefon yok.
Çekmek zorunda olduğunuz tripler hiç yok.
Güne güzel bir şarkıyla başlayabilirsiniz.
Sizi kimse üzemez.
Ve olgunlaşırsınız…

Mevzu beklemek…
Kimleri beklediniz?
Sevdiğiniz, ümit ettiğinizi, bilmediğinizi?
Bunu yaparken içiniz acıdı mı, yandı mı, adeta ikiye katlanır gibi oldu mu? Yoksa siz beklemeyi sevenlerden misiniz?
Kimi insan zevk alır beklemekten…
Beklerken, daha güzel günler yaşayacağına inancı tam olduğu için, o ümit yaşatır onu. Kimi de derin dehlizlere, karanlık yollara sapar o yolculukta… Sonra da yazmak ister yaşadıklarını, hissettiklerini…
Bir iç döküşün,
Ümidin,
Ümitsizliğin
Aforizmalar tadında
Özellikle gelmeyeni beklemeyi bilenler için çok tanıdık, bilmeyenler için bu bekleyişin nasıl olduğuna dair ipucu…
Kendi yalnızlığına gömülen ve o teklikte kimi beklediğini bilmeyenlere…
“Yalnızlığı o kadar çok sevmişiz ki sevilmeyi beklerken sürekli kaybetmişiz.’’
Tam şimdi kocaman bir HİÇ başlıyor
Hiç,
Bir konuşulamayandır, bir dile getirilemeyendir.
Aristo’da birey tarif edilemeyendir (ineffabile), Stirner’de Biricik ve Kendi-Olan dile getirilemeyendir vb. Dile getirilemeyen üzerine ne denebilir? Dile getirilemeyen, dile getirilemeyendir.
Bu kadar mı? Bitti mi?
Mesele bununla bitti mi? 
Hiç üzerine neden susmalı?
Çünkü: Hiç üzerine konuşulduğunda, çelişkisiz konuşulamaz.
Neden?
Çünkü: ‘Hiç’in ne olduğu mantık üzerinden dile getirilemiyor; sadece: Hiç, hiçtir; Hiç, değildir.
Bitti mi?
Mesele bununla bitti mi?
Parmenides, Gorgias, Platon, Heidegger, Sartre, Stirner, Mainlaender vb. uzun bir liste hazırlanabilir ‘Hiç’ üzerine konuşurken. İşte: Varlık üzerine konuşulduğunda ‘Hiç’ üzerine konuşmamak kaçınılmazdır.
Ne olduğu dile getirilemeyen ‘Hiç’ üzerine konuşmamak, Varlık üzerine konuşmamak demektir.
Varlık, varlığını Hiç’e borçludur. Öyleyse: Hiç’tir.
Ockham’ın Usturası’ından Carnap’ın Heidegger’e karşı yürüttüğü mantık tartışmasına kadar metafizik olgulara yer vermeden dili bilimsel kullanarak felsefesel ve yaşamsal sorunları çözmede önemli katkılar elde edilebilmektedir. Fakat vazgeçemeyeceğimiz bir duyu var: Camus ile söylemek gerekirse: Ormanın tüm özelliklerini bilimsel olarak kendimize açıklasak da ormanın duyularımıza hitap ettiği derin korkuyu ve düşünce ötesi oluşu hepimiz bilir ve severiz.
Şimdi soralım: ‘Hiç’ nedir?
Wittgenstein’ın yürüttüğü mantık kendi içinde tutarlı yani doğrudur: Önsüzünde vurguladığı gibi, dünya sorunları dil sorunu İSE, bu sorunları çözebildiğini iddia edebilir. Ancak ne var ki daha sonra Wittgenstein’ın de bunu kabul ettiği gibi, dünya sorunları ve felsefe sorunları yalnızca dil sorunu değildir. 
Wittgenstein’ın, Tractatus’ta “Tüm felsefe dil eleştirisidir.” tümcesi ile kendini Mauthner’in “Tüm felsefe dil eleştirisidir.” tümcesinden özenle uzak tutması, Mauthner’in, dilin felsefe sorunlarını çözemediği iddiasını doğrular. ‘Hiç’ nedir?
“Ben kendimin dünyasıyım.” ve yalnızca benim anladığım “DİLİN sınırı BENİM dünyamın sınırıdır.” Başka tümceyle: ‘Benim dünyam dünyanın sınırıdır.’ gibi tümceler solipsistçe ve hatta otistiktir.
İtirazım yok buna.
Ancak benim dünyam senin dünyandan değişiktir ve sen kendi dünyanı kendi realitenle ve ben de kendi dünyamı kendi realitemle birleştirirsem, ortak bir dilimizin olacağından şüphe ederim.
Bu da sorun değil.
Fakat bunu genelin dünyası olarak göremem, benim ‘Ben’im benim dünyamın senin dünyandan farklı olduğunu ve tek dünya olmadığını ya da bazen senin var olmadığını bile söyler. Benim dünyama senin girişin olanaksızdır, sana solipsizmimin kapısını aralamadığım sürece.  
Araladığım anda bile beni kısmen tadarsın ve üstelik sadece kendince, sence…
Ve ayrıca ben susarsam, gizemli olanın bana görünmesini deneylerim, burada kendi yöntemlerimi geliştirir ve yaşarım.
‘Hiç’ nedir?
‘Hiç’tir.
Hiç Olmak
Tasavvuf felsefesinde hiç olmak, o mertebeye erişmek, hiç olduğumuzun farkında olmak, çok önemli. Bir an   hiç olduğumuzun farkında olsak da çoğu zaman neler sanıyoruz, neler.
Hiç’lik Felsefesi
Hz. Mevlâna derki;
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen ‘Hiç’ ol…
Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı, nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil ‘Hiç’lik bilincidir…
Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen ‘HİÇ’ ol.
Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, ‘Hiç’lik bilincidir.
Yaradan’ı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. 
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini!” diye tembihler.
Halbuki aşk öyle mi?
Onun tek dediği: “Bırak kendini, ko gitsin!”
Akıl kolay kolay yıkılmaz.
Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur.
Ne varsa harap bir kalpte var!
Tebrizli Şems / Mevlâna…

Tasavvufun Günümüzde Uygulanması
Tasavvuf, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur. İslam tasavvufunda bu yolculuğa sülûk denir ve tasavvufta varılması gereken nokta İslam’da “Kendini ‘hiç’likle bilen Rabbini varlıkla bilir.” noktasına ulaşmaktır.
‘Hiç’lik, kişinin her sahip olduğu özellikte (isim ve sıfat) dengelenmesi ve yaratıcının sonsuzluğunda kendi yerini idrak etmesidir. Bu hal, şahsiyetsiz, tembel bir kişilik yaratmaz. Bilâkis, yaratıcısından emin olan, maddi olayların yıkamadığı kuvvetli şahsiyetler oluşturur.
Böyle dengeli, kişilikli insanın beşer halinden var olabilmesi için mesela:
1. Ben bir bedene sahibim ve bedenimin sağlıklı, yorgun, enerji dolu ya da hasta hali beni etkilemez çünkü bedenim sadece, içinde Allah’ın manasını taşımak için vardır ve bu yüzden ben bedenime değer veriyorum ama tapmıyorum.
2. Ben duygulara sahibim ama bu duygular bende yaratıcının manasını idrak etmem için, üzerimde hak olan yaratıcıya ait isim ve sıfatları ortaya çıkarmak için vardırlar, yani aracıdırlar.
3. Ben bir akla sahibim ama aklımı kural koymak için değil, yenilikleri öğrenmek ve algılayabilmek için (tefekkür) kullanırım. Kıyasların, aklı işlettiğini bildiğim halde, zıddı olan bir şeyin aslında var olmadığını idrak ettiğimden, kıyasları birliğe ulaşmada aracı olarak kullanırım.
4. Ben bir egoya sahibim, ama ben sonsuza nispetle ‘hiç’im. Buna rağmen ‘hiç’likte tecelli edene göre her şeyim. Allah’ın beni saymış olması ve yaratmış olması ve benden tecelli etmesi bana güven sağlar. Buna rağmen mükemmel olma isteğimde hiçbir zaman başarılı olamayışım bana ‘hiç’liğimi öğretir.
5. Ben bir kalbe sahibim. Ancak bilirim ki kalbim bir et parçası olmayıp, Allah’ın ışığının vurduğu yerdir. Çünkü Kur’an’ da Allah, “Ben yerlerin ve göğün nuruyum, ışığıyım.” buyuruyor. İşte bu ışık sayesinde kalbim, aklımın algılayamadığı derinlikleri ve sonsuzluğu idrak eder. Ve kalbim, Allah’ın mekânı olur. Orada tecelli eder. Bu tecelli sayesinde ben her şeyin Bir’den ibaret olduğunu ve bütün sayıların birin tekrarı olduğunu idrak ederim,
6. Ben Allah’ın ‘Ruhumdan ruh üfledim.’ dediği sonsuz bir zenginliğe sahibim ve bunu idrak ettiğim zaman huzurlu olurum ve Allah’ın huzurunda olurum der.
O halde insan bütün bu özelliklerinden dolayı, kendinde var olana göre var, kendine göre yoktur.
Bu yüzden gururlu değil, vakarlı olur.
Gurur, “Ben, üstünüm.” demek, vakar ise “Var olmamın sebebi var.” demektir.
Bu anlayış insanı içindeki huzura, yani Allah’ın huzuruna götürür. Ve insan, bu anda pratik akla kavuşur.
Kendi manalarının kılavuzluğuyla, belli bir düzeye ulaşan kişi dünyadan etkilenmez. Övüldüğünde sevinmez, yerildiğinde incinmez. Aç gözlü değildir. Kaybetmekten korkmaz. Yalnız Allah’a güvenir. Bu hal tasavvufu birebir hayatında yaşayan Hz. Musa’da aşikâr olmuştur.

Hiç Olmak – Nasreddin Hoca

“Hiç Olmak” Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca,
“Hiç kimseyim.
” Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. Vezir” demiş adam.
“Daha, daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra? Artık makam kalmadığı için adam
boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam.
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!
Bir ‘Hiç’ olduğumuzu anlamak umuduyla…

Kaynak
Berkutay Sosyal
www.cemalnur.org

www.tasavvuf.org
www.shamsitebrizi.com