ÖYLE BİR ŞEY

Hani var ya özlemek

Burnun direği sızlar

Dilin peltek olur

İki damla kan damlar gözlerden

Ama asla belli etmezsin

Bu da hasreti

Hasretle özlemi

Hasretle kavuşamamayı anlatır

Aklına gelir ve bütün belleklerin donar

Ya bir başka bayram yoksa

Ya o bayram da sen

Ya da sevdiklerin

Ve işte öyle bir şey

Bir ömürde bayram tadında bayramı bilemeyenlere…

31 Ağustos 17 – İZMİR

Zeytinyağı Hakkında Güncel Araştırmalar hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki linke dokunun

Zeytinyağı Hakkında Güncel Araştırmalar PDF

ZEYTİNE DAİR
’’hafızalarınızı tazelemeye ne dersiniz’’

SAĞLIKLI YAŞAM İKSİR ZEYTİNYAĞI HAKKINDA GÜNCEL ARAŞTIRMALAR

Abidin Tatlı
Researcher Writer
Degustation, Instructor And Degustator

1Seydi AYDOĞAN,2   Abidin TATLI

1Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Konya
2Zer Holding A.Ş.  Akhisar, Manisa

Bu makale 4. Öğrenci kongresinde özet olarak sunulmuştur

ÖZET
Yağlar, insan hücreleri için gerekli kalorinin alınması için yaşamsal bir kaynaktır. İnsan hayati faaliyetlerini sürdürebilmesi için vücudun belli oranda enerji alabilmesi için gerekli enerjinin çoğunluğu yağlar tarafından karşılamaktadır. Zeytin besin kaynağı olarak kullanılan bir bitki olup, son yıllara tüketiminin arttığı, insanların Akdeniz beslenme kültürüne yönelmeleri sebebiyle zeytinyağının önemi arttığı anlaşılmaktadır. Tüketilen yağların nitelikleri ile kalp damar hastalıkları arasında ilişkilerin tespit edilmesi amacıyla birçok çalışma yapılmıştır. Zeytinyağı, kalp için önemli bir bileşendir.  Kalp-damar hastalıklarının oluşum sebeplerinin azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrar nüksetmesini engellemesi, ilaç sanayisinde ve sağlık alanında yoğun bir şekilde kullanılması bu bitkiye olan önemin arttığı anlaşılmaktadır.

GİRİŞ
Zeytin bitkisi şifalı bir bitki olup, zeytingiller familyasından; Akdeniz havzasında, makilerde yabani olarak yetişen, fakat Akdeniz bölgelerinde yetiştirilen, yaprak dökmeyen, geniş gövdeli, sık dallı, 5-20 m yüksekliğinde uzun ömürlü bir ağaçtır. Ülkemizde zeytin ağırlıklı olarak Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde zeytincilik yönünden önemli iller Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’tır. Mardin ilinde de son yıllarda zeytin dikim alanlarında artış gözlenmektedir (4). Dünyada zeytinyağı üretimi 2.8 milyon ton civarındadır. Dünyada önemli zeytinyağı üreticisi ülkeler, AB üyesi ülkelerden İspanya, İtalya, Yunanistan’dır. Bu ülkelerin dünya üretimindeki payları sırasıyla %43, %17 ve %11’dir. Dünya zeytinyağı üretiminin çok büyük bir kısmı (%71) AB üyesi ülkeler tarafından karşılanmaktadır. Diğer önemli üretici ülkeler ise sırasıyla Tunus (%6), Suriye (%5), Türkiye (%5) ve Fas’tır (%4). Türkiye dünya zeytinyağı üretiminde 139 bin ton ile 6. sırada yer almaktadır. Geriye kalan çok sayıda ülkede ise dünya zeytinyağı üretiminin %9’unu karşılamaktadır (5). Türkiye’de 350-400 bin aile, gelir kaynağı zeytincilikten sağlamakta ve 1 milyon 200 bin tarım işçisine de mevsimlik istihdam sağlamaktadır. Üretim bakımından dünya zeytinyağı bakımından önemli bir yere sahip olan ülkemiz, uygun floranında mevcut olduğu ve buna bağlı olarak yağ üretimini artırarak yağ ihracatı konusunda söz sahibi olabilir. Türkiye’nin zeytinlikleri, alan ve ağaç sayısı bakımından, uygulanan çeşitli desteklerle büyük bir hızla büyüme göstermektedir. Yalnızca son 5 yılda dikilen 40 milyon zeytin fidanıyla, ülkemizin zeytin ağacı sayısı 150 milyonu aşmıştır (6). Ancak ülkemizde ağaç başına ortalama zeytin verimi 9-10 kg iken, bu miktar İspanya’da 25 kg, İtalya’da 30 kg civarındadır. Ülkemizde üretilen zeytinin yaklaşık %30’u sofralık olarak işlenirken, kalan %70’i ise yağlık olarak değerlendirilmektedir (7).Zeytin ağacı insanoğlunun hizmetine yüce yaradan tarafından sunulan bir bitki olup, kuranı kerimde açık bir şekilde bahsediyorsa, mutlaka üzerinde derin çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kur’ân’ı kerimde bir çok ayette doğrudan ve dolaylı olarak bahsedilmektedir. Peygamber Efendimiz (sas)’in, “Zeytinyağını yiyiniz ve onunla yağlanınız. Zira o mübarek bir ağaçtan çıkmaktadır.” dediği rivayet edilmektedir.  Yüce yaradan ve kainatın efendisi tarafında belirtildiği gibi insanlık hizmetine sunulmuş bir bitkidir(1). Bu kadar faydası çok olan bir bitkinin iklim koşulları uygun olan tüm bölgelerimize ekilmesi ve insanların tüketim konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Zeytinyağı, sadece bir enerji kaynağı değil aynı zamanda içerdiği yağda eriyen vitaminler (8) ve elzem yağ asitleri nedeniyle de önemli bulunmaktadır. Zeytinyağı, özellikle omega-9 (oleik asit) bakımından zengin bir kaynaktır (9). Elzem yağ asitleri, enerji kaynağı olmanın yanında, özellikle araşidonik asit, alyuvarların kümelenmesini engelleyen prostaglandin sentezinde yer almaktadır (10).Bir zeytin tanesi, 2-12 gram bunun  % 13-30’u çekirdek, % 66-85’i etli kısım ve % l,5-3,5’i kabuktan oluşmaktadır. Yeşil zeytinin yenebilen 100 gramı, 144 kalori enerji sağlar. Ayrıca 13,5 gram yağ, 2,8 gram karbonhidrat, 1,5 gram protein, 90 miligram kalsiyum, 2 miligram demir ve 300 ünite A vitamini ihtiva eder. Siyah zeytinin yenebilen 100 gramı ise, 207 kalori enerji sağlar. Ayrıca bu tip zeytinde 21 gram yağ, 1,1 gram karbonhidrat, 1,8 gram protein, 77 miligram kalsiyum, 1,6 miligram demir ve 60 ünite A vitamini depolanmıştır(3).
Zeytin ve zeytinyağının bugün sadece ülkemizde değil tüm dünyada tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir. Örneğin zeytin yaprağı Fransa’da sindirim, böbrek ve idrar; Almanya’da kalp-damar; Slovenya’da yüksek tansiyon ve idrar güçlüğü sorunlarında kullanılmaktadır (11).

BULGULAR
Zeytinyağının insan sağlına etkisi konusunda dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmalar
İtalya’nın Messina Üniversitesi’nden Bisignano ve arkadaşları, zeytinin yapısında bulunan ve polifenoller denen bir grup madde içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, mikroorganizmalar üzerine olan tesirlerini incelemişlerdir. Çalışmaları sonucunda bu maddelerin insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde büyümeyi engelleyici veya yavaşlatıcı tesiri olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gözlemlere dayanarak, zeytin ve zeytinyağındaki bu hazır antibiyotik potansiyelden istifade edilerek, bazı maddelerin, yeni antibiyotikler geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak olabileceği ileri sürülmüştür(3).
Alman Kanser Araştırma Merkezi’nden Owen ve arkadaşları, zeytinyağı kullanımının sağlık üzerine tesirlerini değerlendirdikleri bir derleme çalışmasında; bu yağın bünyesinde bulunan fenollerin antioksidan hususiyetleri sebebiyle bazı kanserlerin (kalın bağırsak, meme ve deri) ve koroner kalb hastalıklarının gelişmesini engellediğini bildirmişlerdir.
Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit (w-9) bakımından zengin bir kaynaktır. Bunun yanında içerdiği w-6 ve w-3 yağ asitleri bakımından da önemli bir kaynaktır. Oleik asit, damarlarda plak oluşumuna neden olan kötü düşük yoğunluklu kolesterol miktarını azaltırken (LDL kolesterol) iyi kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluklu kolesterol (HDL kolesterol) seviyesini de arttırmaktadır. Oleik asit, toplam kolesterol (LDL-kolesterolü) seviyesini de düşürme yönünde etki göstermektedir. Kolesterol metabolizması üzerine çok olumlu etkisinin yanında yaşlılığa bağlı olumsuzluklara karşı da koruyucu olarak bilinmektedir (13).
İspanya’daki Reina Sofia Üniversite Hastanesi’nde yürütülen çalışma, kolesterolü yüksek 21 katılımcıyla gerçekleştirildi. Dr. Juan Ruano ve meslektaşları, fenol açısından zengin zeytinyağı ile içeriğinden fenol kaldırılmış zeytinyağının etkisini karşılaştırdı. Fenol oranı yüksek zeytinyağından yapılmış yemekleri tüketen katılımcıların, kan damarlarındaki fonksiyon ve yanıt verme durumunun çok daha gelişkin olduğu görüldü(2).
Athens Medicine School Üniversitesi’nde, yedi ülkenin katıldığı, Avrupa, Japonya ve Amerika’dan yaklaşık 13.000 sağlıklı orta yaştaki erkek bireyler üzerinde, 15 yıl devam eden bir çalışma yapıldı. Mono-doymamış yağları, doymuş yağlara göre daha fazla oranda tüketenlerde, bütün ölüm sebeplerine karşı özellikle de koroner kalp hastalıklarına karşı çok daha koruyucu olduğu tespit etmişler(2).
İtalya’nın Messina Üniversitesi’nden Bisignano ve arkadaşları, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, mikroorganizmalar üzerine olan tesirlerini incelemişler. Çalışmaları sonucunda; zeytindeki bu maddelerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gözlemlere dayanarak, zeytin ve zeytinyağındaki, mevcut hazır antibiyotik potansiyelden istifade edilerek; yeni antibiyotikler geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak olabileceği ileri sürülmüştür(3).
Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir.
İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Dünya Kardiyoloji Kongresi’ne sunulan tebliğe göre, Barselona Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarının Doktor Maria İsabelCovas başkanlığında yürüttüğü araştırma, sızma türünün, kalp-damar sistemine, diğer zeytinyağı çeşitlerinden daha yararlı olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, düzenli tüketilen sızma zeytinyağı, sadece ”monosatüre” yağ hücreleriyle değil, ”polifenol” denen antioksidanlarıyla da kalp-damar hastalıkları riskini azaltıyor .
Japonya’nın Kanazawa Üniversitesi’nden Budiyanto ve arkadaşları, kanser yapıcı ultraviyole ışınlarına maruz bırakılan farelerde deriye uygulanan zeytinyağının tesirlerini incelemişlerdir. Fareleri üç gruba ayırarak, birinci gruba zeytinyağı sürülmezken, ikinci gruba ışınlama öncesi, üçüncü gruba ışınlama sonrası zeytinyağı sürmüşlerdir. Kanser yapıcı ışınlara maruz bırakıldıktan sonra, zeytinyağı sürülen grupta, çok daha düşük oranlarda kanser geliştiğini gözlemişlerdir(3).
Linoleik ve linolenik asitler, vücut tarafından sentezlenmeyen ve dışarıdan alınması gereken elzem yağ asitleridir. Bunlar, hücre zarının fosfolipit yapısında bulunmakta ve vücutta çok önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Linoleik asit, metil grubuna en yakın 6. karbon atomunda bulunan çift bağ nedeniyle omega-6 olarak adlandırılmaktadır. Linoleik asidin metabolitleri arasında bulunan dihidro-gamma-linoleik asit (DGLA) 1. grup prostaglantinlerin oluşumunu sağlamaktadır (12).
Ayçiçeği ve pamukyağının toplam yağ asitlerinin % 30 kadarını oleik asit, yarısından fazlasını da linoleik asit oluşturduğundan bunlar, ısıtmaya karşı, % 82 oleik asit ve %6 linoleik asit içeren zeytinyağı kadar dayanıklı değildir (10).

İnsan sütü, hayvansal ve bitkisel yağlarda bulunan “yağasitleri”nin karşılaştırılması
Hayvansal/Bitkisel Doymuş % Oleik % Linoleik % Linolenik %
İnek Sütü 43-49 35-40 1.5-2.1 eser
İnsan sütü 42-48 32-35 8.3-1.5 0.5-1.5
Zeytinyağı 8-25 55-83 3.5-21 0.0-1.5
Yerfıstığı yağı 17-21 40-70 13-28 –
Ayçiçeği yağı 5-13 21-55 56-66
Mısırözü yağı 12-18 32-35 34-62 0.1-2.5

SONUÇ

Yukarıda belirtilen birçok araştırmacı tarafından zeytinyağının diğer faydalı özelliklerinin Zeytinyağının insan sağlığındaki önemini ve kullanıldığı alanları sıraladığımızda, tansiyon düzenleyici, Antioksidan, trigiliserit, sinir sistemi, beyine etkileri, kanserle mücadele, bağırsak kanseri, prostat kanseri, deri hastalıklarında, AIDS karşı mücadelede, obozite mücadelesi, menepoz, böbrek hastalıklarında, eklem enfeksiyonlarında, doğal müshil, mide sindirim sisteminde safra kesesi taşı, diyabette, deri yaralanmaları, kulak ağrılarında, güzellik amaçlı olarak bir çok alanda yer aldığı, güncel yaşamımızda sıkça kullanılması gerektiği, yapılan birçok yurt dışı ve yurt içinde yapılan bir çok bilimsel çalışmalar zeytin yağının önemini ortaya koymakta. Zeytinyağının henüz keşfedilmemiş başka özelliklerinin de olduğuna inanılmakta ve birçok çalışma devam etmektedir. Yeni keşifler geliştirildikçe, zeytin ürünleri tüketimi daha artacak ve ilâç ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Ülkemiz coğrafyasının zeytin yetiştiriciliğinde nedenli önemli olduğu ve insanlığa şifa arz etmesinden dolayı zeytin sever dostların zeytin ekim alanların artırılması konusunda yoğun olarak çalışmaların yapılması gerektiği görülmektedir.

KAYNAKLAR

www.abidintatli.com.tr
www.sasoliva.com
http://www.kuranvebilim.com/html2/makaleler/zeytin.htm
Dr. Musa SARAÇOĞLU / Botanik – Mart 2003
Dr. Erman Gündoğdu Zeynep Uygur yaklasansaat.com
DPT, 2001. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı. Meyvecilik Özel İhtisas Komisyonu Raporu.Ankara. s. 686-751.
Seçer, A. 2001. Doğu Akdeniz Bölgesi’nde Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi, Pazarlaması ve Bölgede Zeytinciliği Geliştirme Olanakları. Doktora Tezi (Prof. Dr. Faruk EMEKSİZ). Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. TEPGE YAYIN NO: 206. ISBN: 978-605-4672-05-9.
Sakar, E . ve Ünver, H., 2011. Türkiye’de zeytin yetiştiriciliğinin durumu ve ülkemizde yapılan bazı seleksiyon ve adaptasyon çalışmaları. HR.Ü.Z.F. Dergisi, 2011, 15(2): 19-25.
Duran, M., 2006. Zeytin/Zeytinyağı Sektör Raporu. http://www.ito.org.tr/Dokuman/Sektor/1-106.pdf
Akdeniz beslenme tarzında zeytinyağının önemi. Türkiye I. Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Sempozyumu Bildirileri. Zeytinyağı Üretim Tesisleri Çiğli, İzmir.
Eseceli, H., Değirmencioğlu, A., Kahraman, R. 2006. Omega Yağ Asitlerinin insan Sağlığı Yönünden Önemi. Türkiye 9. Gıda Kongresi; 24-26 Mayıs 2006, Bolu
Serim, F. 1987. Beslenmede Bitkisel Yağların Yaşamsal Önemi. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, Cilt 18, Sayı 1-4.
Dara, Ramis. 2010. Sofralara Geldi Bahar Baharatlar- Kokulu Otlar Yerel ve Evrensel Tatlar. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Aydın, M., 2004. Sağlığımız ve omega yağ asitleri. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri. Sağlıkta ve Hastalıkta Beslenme. Sempozyum Dizisi No: 41- Kasım 2004., s. 181-184.
Çakmakçı S. ve Kahyaoğlu, D.T.2012. Yağ Asitlerinin Sağlık ve Beslenme Üzerine Etkileri. Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi 5 (2): 133-137.

YAYIMLANAN ADRESLER

http://www.zeytinagacidergisi.com/mansetler/zeytinyagi-hakkinda-guncel-arastirmalar-
711http://sasoliva.com/2017/08/13/zeytinyagi-hakkinda-guncel-arastirmalar/

 

Oleocanthal hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki linke dokunun

Oleocanthal Pazar Resitali 5

ZEYTİNE DAİR
’’hafızalarınızı tazelemeye ne dersiniz’’

ANTİOKSİDANLARDAN OLEOCANTHAL

Abidin Tatlı
Researcher Writer
Degustation, Instructor And Degustator

Oleocanthal
Natürrel Sızma Zeytinyağında bulunan doğal fenolik bileşik tipidir.
Olecanthal bir tyrosol esterdir ve kimyasal yapısı zeytinyağı içersinde bulunan oleoropein ile ilgilidir.
Anti enflamatuar ve antioksidan etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Uzun dönem küçük dozajlar halinde, sabahları bir kaşık tüketildiğinde Akdeniz diyetini hayat tarzı haline getirmiş toplumlarda da gözlemleneceği gibi,kalp rahatsızlıklarında, Alzheimer ve kanser vaka adetlerinde düşüş saptanmıştır.
Kaldığımız yerden devam edecek olursak araştırmacıların bir sonraki adımı, bu çalışmayı laboratuvar  şartlarının bir adım ötesine taşımak ve deneysel tedavilere başlamaktır. Burada açıklık getirilmesi gereken bir başka nokta ise Olecanthal hassasiyeti,  kanserli hücrelerin, sağlıklı hücrelere nazaran bu maddeye karşı neden daha fazla hassasiyet gösterdiği…

NATÜREL SIZMA ZEYTİNYAĞI ALZHEİMER VE PARKİNSON

5 Ocak 2016 tarihinde “journal of FoodSCienceandTechnology “ dergisinde yapılan testler üzerine bir araştırma  raporu yayınlandı. Buna göre çoklu doymamış yağ  ( PUFA) vücuttaki reaktif oksijen türlerinin oranını arttırmaktadır ( biyolojik sistemlerdeki en önemli serbest radikaller oksijenden oluşan radikallerdir ve bunlara  reaktif oksijen türleri,  ROS, adı verilmektedir. Bu düşük seviyede anti–oksidan enzimleri ve merkezi sinir sisteminde  yüksek oksijen kullanımı ile birleştiğinde, daha yüksek oksidatif hasara neden oluyor, bu da  Alzheimer, Parkinson gibi  hastalıkların temel sebeplerindendir.
1940 lardan beri “2,4-Dichlorophenoxyacetic  acid” olarak bilinen tarım ilacı, tarım ve orman endüstrisinde kullanılmıştır. Tüm canlılar, bu tarım ilacının neden olduğu kirletilmiş hava, içme suyu, toprak ve besin maddelerinden etkilenmiştir.  2,4D serbest radikallerin üremesine neden olan nörotoksik etkisi  kanıtlanmıştır.
Yayınlanan çalışma, sızma zeytinyağında bulunan fenollerin biyolojik etkisi, antioksidan ve antienflamatuar etkisi yaratarak beyini Reaktif oksijen türlerinden temizliyor. Bu fenoller sadece Alzheimer ve Parkinson’a karşı değil, beyindeki damar tıkanıkları,  Huntington hastalığı, periferalnöropati karşı koruma sağlıyor.
Kısaca Natürel Sızma Zeytinyağı (EVOO), tarım ilaçlarının da oluşmasında büyük rol oynadığı oksidatifstress ve buna bağlı  Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hasarlara karşı koruma sağlayan terapatik bir strateji olabilir.
Birçok çalışma, kalp-sağlıklı Akdeniz diyetinin temellerinden biri olan zeytinyağının beyin için de iyi olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, İtalya, Yunanistan, Türkiye ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerinin geleneksel diyetinin bir parçası olan bu aromatik yağın, Alzheimer hastalığına ve diğer demans formlarına karşı korunmaya yardımcı olabilmesinin nedenlerini ortaya çıkarıyor.
Louisiana Eczacılık Üniversitesi’ndeki bilim adamlarının yaptığı bir çalışmada, insanlarda görülen Alzheimer benzeri bir hastalık geliştirmesi için yetiştirilen farelerin beyinleri üzerinde oleokantal adı verilen zeytinyağı bileşenini test etti.
Bu maddenin, Alzheimer hastalarının beyinlerinde yapışkan plaklar oluşturan, toksik bir protein, beta-amiloid’in uzaklaştırılmasını hızlandırdığına şahit oldular. Bulgular ACS Chemical Neuroscience dergisinde çıktı. Araştırmanın yazarı, Amal Kaddoumi, Alzheimer’in dünyada yaklaşık 30 milyon insanı etkilediğini, ancak Akdeniz ülkelerindeki yaygınlığının daha düşük olduğunu kaydetti.
Diğer araştırmalar, zeytinyağının faydalarının bir kısmının kalp için iyi olan antioksidanların ve tekli doymamış yağların bol miktarda olmasının bir sonucu olduğunu gösteriyor. Başka araştırmalar ise, kalp-sağlıklı yağların beyindekiler de dahil olmak üzere tüm vücuttaki kan damarlarını koruduğunu ve böylece Alzheimer’in ve diğer bunama biçimlerinin hasarını hafifletmeye yardımcı olduğunu gösteriyor.
Son araştırmada, Dr. Kaddoumi ve meslektaşları hem laboratuvar hem de canlı farelerde oleokantal‘ın beyin hücreleri üzerindeki etkilerini izledi. Gözlemleri sonucu bu maddenin, beta-amiloid‘in beyinden uzaklaştırılmasında kritik olduğuna inanılan iki proteinin ve diğer önemli enzimlerin üretimini sürekli destekleyip, üretimini artırdıklarını buldular.
Raporlarına göre, vardıkları sonuç: “Akdeniz diyetinin tüketimi ile ilişkili olan Sızma Zeytinyağı türevi olan Oleokantal, Alzheimer hastalığına bağlı nörodejeneratif demans riskini azaltma potansiyeline sahiptir” oldu.
Başka bir araştırmada, Alman Gıda Kimyası Araştırma Merkezi’ndeki araştırmacılar, zeytinyağının sağlıklı etkilerinin, iştah kapatıcı etkisinden kaynaklanıyor olabileceğini ileri sürdüler. Zeytinyağının, diğer yağlarla karşılaştırıldığında, insanların yemek sonrası daha doymuş hissettirdiğini gözlemlediler. Sonuç olarak, daha az yemek yemeye ve kilo almama eğiliminde oluyorlardı.
Bu çalışma için Alman araştırmacılar, 120 sağlıklı gönüllü topladılar ve her gün üç ay boyunca yoğurt yemelerini sağladılar. Haberleri olmadan, bazıları tereyağı, bazıları domuz yağı, veya zeytin yağı veya kanola yağı ile takviye edilmiş yoğurt yedi. Diğer grupların aksine, zeytinyağı içeren yoğurt yiyenlerin, günün geri kalanında daha az kalori yeme eğiliminde olduklarını ve kilo almadıklarını gözlemlediler.
Araştırmacılar, tokluk hissi uyandırmak için gerçek zeytinyağı bile gerekmediğini keşfetti. Zeytinyağının kokusunu yoğurta veren aromatik bir ekstraktın eklenmesi, gün boyunca daha az gıda tüketimine yol açıyordu. Zeytinyağlı kokulu yiyecekleri yiyenler ortalama günde 176 daha az kalori tüketiyorlardı. Kanola yağı kokusu ile yoğurt yiyenler arasında bu olmamıştı.
Bulgular, meyve ve sebzelerin ve az miktarda kırmızı şarabın yanı sıra zeytinyağı açısından zengin olan Akdeniz diyetinin neden insan sağlığına yararlı olduğunu açıklamakta yardımcı olabilir. Diğer çalışmalar, orta yaşta kiloyu düşük tutmanın, yaşlılık döneminde Alzheimer riskini azalttığını göstermiştir.
Yaşlılıkta ortaya çıkan düşünce ve bellek sorunlarına katkıda bulunan birçok faktör olabilir. Muhtemelen, ‘yiyecek ve beslenme‘ katkıda bulunan faktörlerden sadece biridir. Ancak Akdeniz diyetine uygun bir şekilde beslenen kişilerin Alzheimer ve diğer demans formlarının yanı sıra kalp krizi, felçler ve diğer hastalıkları geliştirme risklerini azaltabileceğine dair kanıtlar her geçen gün artıyor.

ARAŞTIRMACILAR
EPIDEMIYOLOJIK ARAŞTIRMALAR SONUCUNDA
BESLENMEDE YÜKSEK DOZDA POLİFENOL TÜKETİMİNİN
SİNİR SİSTEMİNDEKİ ARIZALARI ÜZERİNE FAYDALARINI TESPİT ETMİŞTİR

Yaşlanmakta olan toplumumuzda Parkinson ve Alzheimer gibi sinir sisteminde ortaya çıkan arzılar giderek daha fazla sorun oluşturmaya başladı.  Yaş ilerledikçe gerek Alzheimer [174,175], gerekse Parkinson [175,176,177) hastalıklarına daha fazla rastlanmakta. Bu ve benzer sinir sistemi arızaları sinirlerin iltihaplanması, glutamaterjik eksitotoksisite, oksidatif streste artış, demir ve/veya endojen antioksidantların azalması gibi çeşitli faktörler tarafından tetiklenmekteler [178,179,180]. Bu hastalıklarda uygulanan beslenme yöntemi üzerinde yapılan epidemiyolojik araştırmalar aşırıya kaçmadan tüketilen şarabın Alzheimer gibi yaşa bağlı bazı hastalıkları önleyebileceğini ortaya koydu [181,182,183]. Ayrıca düzenli olarak tüketilen flavonoid içeriği zengin yiyecek ve içeceklerin bunama [183] ve algılamada azalma [185,186] riskini  %50 azalttığına, Alzheimerin ortaya çıkmasını geciktirdiğine [187] ve Parkinson’a yakalanma riskinin azalmasına  [2]  yol açtığına inanılıyor.
Birçok araştırma sistemli dolaşımda polifenollerin biyolojik varlığını ortaya koymuştur [188,189,190,191]. Öte yandan bunların beyindeki biyolojik varlıkları konusunda daha az bilgiye sahip olmamıza karşın hesperetin, naringenin ve onların laboratuar ortamındaki metabolizmaları gibi flavanonların laboratuar ve gerçek ortamlardaki deneklerde BBB’de geçiş yaptıklarına tanık olunmuştur [192]. Dahası, böğürtlenle beslenen birçok farenin [193] ve domuzun [194,195] beyin zarında ve beyinciğinde çok sayıda antisiyonine rastlanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar polifenollerin yapılarındaki çeşitliliğe karşın BBB’den geçiş yapabildiklerini göstermektedir. Dolayısıyla bu bileşimler sinirlerin korunmasında ve yönlendirilmesinde etkin olabilirler.
Flavonoidler beyni farklı biçimlerde koruyabilirler, örneğin savunmasız durumdaki nöronları koruma altına alabilirler, mevcut sinirsel fonksiyonları arttırabilirler ya da yeni nöronların oluşmasını tetikleyebilirler [196]. Örneğin, polifenollerin oksidatif gerginliğe karşı nöronları koruduğu [197] ve AB-den kaynaklanan nöron arızalarını engellediği [198] ve zengin polifenol içeren Ginkgo biloba özünün beyin çıkıntısındaki nöronlarda nitrik oksit ve beta-amiloidden kaynaklanan nörotoksiteyi engelleyerek [200] sinirleri koruduğu [199] gözlemlenmiştir. Dahası, antosiyanınler ve izoflabonlar [201,202] normal [293] ve anormal [204] beyin yaşlanmalarında AGE oluşmasını azaltarak sinir arızalarını engelleyebilirler. Parkinson hastalığında ekşi flavanon tangeretinin 6-hidrokidopamin lezyonundan sonra doğum önceki bütünlük ve fonksiyonlarını sürdürdüğünün görülmesi, bunun Parkinson hastalığına bağlı patolojide sinir koruyucu bir unsur olabileceğini düşündürmektedir [205]. Flabonoidlerin sinirleri korumasının yanı sıra kafeik asit ve tirosol gibi fenolik bileşimlerin de gerçek ortamda 5-S-sistenil-dopamin [206] ve peroksinitrik nörotoksiteye [207] karşı koruyucu olduğu saptanmıştır.
Öte yandan polifenollerden hafızayı, öğrenmeyi ve genel olarak algılama yeteneğini geliştirmekte yararlanmak konusunda giderek artan bir ilgi mevcuttur [208,209,210,211]. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar meyve be sebzelerin hafıza [212,213,214] ve depresyon [215] üzerin de etkili olabildiğini göstermektedir ve hayvanların davranışları da küçük taneli bitkilerin, özellikle böğürtlen ve çileğin unutkanlık gibi yaşlılığa bağlı arızalara karşı etkili olduğunu [216, 217,218,129,220,221], tanımayı kolaylaştırdığını  [222] ve korkulardan kaynaklanan şartlanmaları azalttığını [220,221] ortaya koymuştur. Yaşlı hayvanların fizyolojik faaliyetlerinde zengin flavonoid içeren yiyecek ve içeceklerin yararı da belirlenmiştir [217,223]. Böğürtlenlerin yanı sıra çay [35,224], nar [225), Ginkgo biloba [226,227,228,229,230,231,232,233i,234,235] ve quercetin, tutin [236] ve fisetin [237] gibi saf flavonolların sinirlerdeki ve davranışlardaki yaşlanması geciktirdiği görülmüştür. Dahası, yüksek dozda Ginkgo biloba verilen farelerde kısa vadeli önleyici kaçınma şartlanması görülmüş, uzun vadede yaşlı farelerde pasif kaçınma öğrenmesi gözlenmiştir  [238,239).
Polifenollerin algılama ve sinir sisteminde üzerindeki etkilerinin onların nöronlar ve bağ dokuları ile oluşturduğu, kalıtım ve hücre ölümlerini etkileyen bağlantılarından kaynaklandığı düşünülmektedir [233,234]. Örneğin flavovoidler proteinlerdeki ve lipid kinaz sinyallerindeki değişimleri [209,232,234] p38 veya ERK1/2 [226,240] (Şekil 1) yoluyla çok sayıda uyarıda bulunarak etkileyebilirler. Flavonoidlerin bu kinazlar üzerindeki etkileri uyarı unsurlarını tetikleyebilir [240]. P38 uyarısına tepki veren ve iNOS endüksiyonu [242] içinde yer alan nükleer unsur-Kappa B (NF-KB] de bu unsurlar arasındadır [242]. Bu da uyarı yolları, aktarıcı unsurlar ve sitokin üretiminin CNS sinir iltihaplarını engelleme arasındaki bağlantıyı ortaya koymaktadır (Şekil 1). Ayrıca sinirsel uyarılarda flavonoidlerin oynadığı rol onların AGE2Lerin yol açtığı nörotoksinleri engelleyebilmektedir [243)
Polifenoller bitkilerde bol miktarda bulunmakta ve bu nedenle insanların beslenmesinde oldukça fazla tüketilmektedir. Son 20 yılda çeşitli polifenol bileşimlerinin, özellikle flavonoidlerin sağlığa yararla konusunda önemli oranda veri elde edilmiştir. Bunun yanı sıra polifenollerin biyolojik olarak varlığı ve canlı organizmaları etkileyen mekanizmaları belirlenmiştir. Bu mekanizmaların hücrelerin normal faaliyetinde önemli rol oynayan hücresel uyarılarla bağlantıları bulunduğuna inanılmaktadır. Görünüşe göre bu bağlantılar kronik bir hastalığın ilerlemesi ile ilgili çeşitli patolojik süreçleri kontrol altında tutmaktadırlar. Bu açıdan polifenoller, özellikle flavonoidler bir MAPK’ı engelleyen PD98059 ve phosphatidy linositel-3 kinazı (P13) engelleyen LY294002 gibi hücre uyarıcılarına andırmaktadırlar. Gerçekten de son anılanın yapısında quercetin model olarak alınmıştır [222]. LY294002 ve quercetin bağlantı oluşturan ATP grubu ile uyumlu olup bu biyolojik faaliyetteki B zinciri ve doymamış C2-C3 bağlantılarında belirleyici bir unsurdur. Bu açıdan quercetin ve onun canlı metabolizmaların uyarı yollarını etkileyen AKT/protein kinazını [245] engellediği düşünülmektedir; bu da quercetin ve onun metabolizmasının P13-kinaz faaliyetini engellemesi ile uyumludur. Polifenollerin hücreler üzerindeki etkisi konusunda bir hayli bilgi edinmiş olmamıza karşın hücre faaliyetlerinde ve bu faaliyetlerin mekanizmasında oynadığı rolü belirlemek için çok daha fazla yol almamız gerekiyor. Her ne kadar biyolojik belirteç değerlendirmeleri ile ve laboratuar ortamında elde edilen kanıtlar (yani enzimlerin engellenmesi, uyarıların önüne geçilmesi) çeşitli potansiyel mekanizmaları gün ışığına çıkarmış ise de geniş kapsamlı kanıtlara ve belirleyici sonuçlara ulaşılması gerekiyor.   Özellikle polifenollerin biyolojik faaliyetlerinin canlı organizmalara etkisini saptamaya yönelik laboratuar ortamındaki çalışmaları sürdürmek zorundayız. Polifenollerin canlı organizmalardaki biyolojik faaliyetleri çoğunlukla laboratuar ortamında bitki özleri ya da belli doğal bileşimler üzerinde sürdürülmekte, polifenollerin insan sindirimi ve metabolizması üzerindeki etkileri hesaba katılmamaktadır. Bu nedenle polifenollerin insan bedeni ve çeşili, hastalıklarla bağlantıları alanında yorumlar yaparken don derece dikkatlı davranmak zorundayız, özellikle polifenollerin aynı hücre sistemi içindeki fizyolojik metabolizmalarıyla ilgili verilere ulaşılmamış ise. Örneğin, insan vücudunun belli bir polifenolü soğurduğu ile ilgili hiçbir veri yoksa bunu kardiyovasküler sistemdeki ve/veya beyindeki hücrelerde üretilmiş hücreler üzerinde deneyerek biyolojik sonuçlarla ilgili bilgi edinebilir miyiz? Bu durumun istisnaları da olabilir; örneğin henüz sindirim siteminde sindirilip metabolizmaya geçmemiş durumda bulunan plifenoller doğrudan doğruya hücrelerle bağlantıya geçebilir. Bu nedenle belki de polifenollerin ve polifenol özütlerinin bağırsak kanseri hücreleri üzerindeki etkilerini araştırmak yerinde olur ama bağırsak mikrobiyotalar bunları büyük çapta parçaladıkladıklarından canlı organizmadaki mekanızmayı belirlerken bunu da hesaba katmamız gerekir. Bu ve buna benzer unsurlar, laboratuar ortamındaki verilerin flavanol ve prosiyanidinlerin biyolojik etkileri ve bunların insanlardaki canlı organizmalar üzerindeki etkilerini yorumlamamızı zorlaştırmakta.
Polifenollerin insanlardaki faaliyetleriyle ilgili tezler gelişmekte iken bunların özellikle uzun vadeli beslenme ve insan sağlığı alanındaki olumlu etkileriyle ilgili yeterli kanıta sahip değiliz. Epidemoyolojik araştırmalarda kimi zaman beslenme yöntemleri ve/veya üzerinde çalışılan nüfusun yeterince denetlememesi yüzünden kesin sonuçlar içeren verilere ulaşılamadı. nÖzellikle CVD ile ilgili olarak elimizdeki en güçlü veriler insanlar üzerindeki kısa vadeli araştırmalara dayanıyor ve çoğu zaman yeterince denetlenmemiş ve tüketilen yiyeceklerdeki polifenol içeriği saptanmamış oluyor. Hastalığa balı olan fizyolojik sonuçları değerlendirmenin yanı sıra polifenollerin özellikle tüketilen besinlerdeki biyolojik varlığı ve gerek sindirim gerekse metabolizmada yaş, cinsiyet gibi unsurların ele alındığı daha fazla araştırma yapmak gerekiyor. Canlı organizmalardaki faaliyetlerde hangi fizyolojik metabolizmaların rol oynadığını ve polifenol tüketiminin yeterli olup olmadığını belirlemek için bu araştırmaları yapmamız gerekiyor. Bu nedenle, halen polifenollerin insan sağlığına yararları hakkında çok sayıda belge bulunmakla beraber, bunların kronik hastalıkları önlemekte oynadığı rolün saptanması için daha uzun vadeli, seçmeli, beslenme yöntemlerinin denetlendiği araştırmalar gerçekleştirmek zorundayız. Bu araştırmaların sonuçları polifenollerin kronik hastalık riskini engellemesini sağlamaya yönelik beslenme önerilerinde bulunmamıza ve çeşitli hastalıklarda polifenollerden yeni unsurlar olarak yararlanılabileceğini doğrulamamıza yardımcı olabilir.

KAYNAKLAR

www.abidintatli.com.tr
www.sasoliva.com
www.tlosolive.com
www.zeytindostu.org.tr
https://www.oliveoiltimes.com/olive-oil-health-news/how-evoo-exerts-neuroprotective-activity-against-alzheimers-and-parkinsons-disease/50503
http://pubs.acs.org/doi/abs/10.1021/cn400024q
ALZinfo.org tarafından Alzheimer Bilgi Sitesi. Rockefeller Üniversitesi’ndeki Alzheimer Araştırma Vakfı, Fisher Merkezi, William J. Netzer, Ph.D. tarafından.
“How Olive Oil May Protect Against Alzheimer’s” HealthBeat/SağlıkPınarı blogu, 12 Nisan 2017, Tlos Olive NSZ.
“Olive-Oil-Derived Oleocanthal Enhances β-Amyloid Clearance as a Potential Neuroprotective Mechanism againstAlzheimer’s Disease: In Vitroand in Vivo Studies” ACS Chemical Neuroscience, 15 Şubat 2013, Alman Gıda Araştırma Merkezi. Gıda Kimyası.
Checkoway H., Powers K., Smith-Weller T., Franklin G.M., Longstreth W.T., Jr., Swanson P.D. Parkinson’s disease risks associated with cigarette smoking, alcohol consumption, and caffeine intake. Am. J. Epidemiol. 2002;155:732–738. [PubMed]
Hy L.X., Keller D.M. Prevalence of AD among whites: A summary by levels of severity. Neurology. 2000;55:198–204. [PubMed]
Nussbaum R.L., Ellis C.E. Alzheimer’s disease and Parkinson’s disease. N. Engl. J. Med. 2003;348:1356–1364. [PubMed]
de Lau L.M., Breteler M.M. Epidemiology of Parkinson’s disease. Lancet Neurol. 2006;5:525–535.[PubMed]
Tanner C.M., Goldman S.M. Epidemiology of Parkinson’s disease. Neurol. Clin. 1996;14:317–335.[PubMed]
Barzilai A., Melamed E. Molecular mechanisms of selective dopaminergic neuronal death in Parkinson’s disease. Trends Mol. Med. 2003;9:126–132. [PubMed]
Jellinger K.A. Cell death mechanisms in neurodegeneration. J. Cell. Mol. Med. 2001;5:1–17. [PubMed]
Spires T.L., Hannan A.J. Nature, nurture and neurology: Gene-environment interactions in neurodegenerative disease. FEBS Anniversary Prize Lecture delivered on 27 June 2004 at the 29th FEBS Congress in Warsaw. FEBS J. 2005;272:2347–2361. doi: 10.1111/j.1742-4658.2005.04677.x. [PubMed][Cross Ref]
Lindsay J., Laurin D., Verreault R., Hebert R., Helliwell B., Hill G.B., McDowell I. Risk factors for Alzheimer’s disease: A prospective analysis from the Canadian Study of Health and Aging. Am. J. Epidemiol. 2002;156:445–453. [PubMed]
Orgogozo J.M., Dartigues J.F., Lafont S., Letenneur L., Commenges D., Salamon R., Renaud S., Breteler M.B. Wine consumption and dementia in the elderly: A prospective community study in the Bordeaux area. Rev. Neurol. (Paris) 1997;153:185–192. [PubMed]
Truelsen T., Thudium D., Gronbaek M. Amount and type of alcohol and risk of dementia: The Copenhagen City Heart Study. Neurology. 2002;59:1313–1319. [PubMed]
Commenges D., Scotet V., Renaud S., Jacqmin-Gadda H., Barberger-Gateau P., Dartigues J.F. Intake of flavonoids and risk of dementia. Eur. J. Epidemiol. 2000;16:357–363. doi: 10.1023/A:1007614613771.[PubMed] [Cross Ref]
Letenneur L., Proust-Lima C., Le G.A., Dartigues J.F., Barberger-Gateau P. Flavonoid intake and cognitive decline over a 10-year period. Am. J. Epidemiol. 2007;165:1364–1371. [PubMed]
Morris M.C., Evans D.A., Tangney C.C., Bienias J.L., Wilson R.S. Associations of vegetable and fruit consumption with age-related cognitive change. Neurology. 2006;67:1370–1376. [PMC free article][PubMed]
Dai Q., Borenstein A.R., Wu Y., Jackson J.C., Larson E.B. Fruit and vegetable juices and Alzheimer’s disease: The Kame Project. Am. J. Med. 2006;119:751–759. [PMC free article] [PubMed]
Crozier A., Jaganath I.B., Clifford M.N. Dietary phenolics: Chemistry, bioavailability and effects on health. Nat. Prod. Rep. 2009;26:1001–1043. [PubMed]
Manach C., Scalbert A., Morand C., Remesy C., Jimenez L. Polyphenols: Food sources and bioavailability. Am. J. Clin. Nutr. 2004;79:727–747. [PubMed]
Manach C., Williamson G., Morand C., Scalbert A., Remesy C. Bioavailability and bioefficacy of polyphenols in humans. I. Review of 97 bioavailability studies. Am. J. Clin. Nutr. 2005;81:230–242.[PubMed]
Williamson G., Manach C. Bioavailability and bioefficacy of polyphenols in humans. II. Review of 93 intervention studies. Am. J. Clin. Nutr. 2005;81:243–255. [PubMed]
Youdim K.A., Qaiser M.Z., Begley D.J., Rice-Evans C.A., Abbott N.J. Flavonoid permeability across an in situmodel of the blood-brain barrier. Free Radic. Biol. Med. 2004;36:592–604. doi: 10.1016/j.freeradbiomed.2003.11.023. [PubMed] [Cross Ref]
Passamonti S., Vrhovsek U., Vanzo A., Mattivi F. Fast access of some grape pigments to the brain. J. Agric. Food Chem. 2005;53:7029–7034. [PubMed]
Kalt W., Blumberg J.B., McDonald J.E., Vinqvist-Tymchuk M.R., Fillmore S.A., Graf B.A., O’Leary J.M., Milbury P.E. Identification of anthocyanins in the liver, eye, and brain of blueberry-fed pigs. J. Agric. Food Chem. 2008;56:705–712. [PubMed]
Milbury P.E., Kalt W. Xenobiotic metabolism and berry flavonoid transport across the blood-brain barrier. J. Agric. Food Chem. 2010;58:3950–3956. [PubMed]
Youdim K.A., Joseph J.A. A possible emerging role of phytochemicals in improving age-related neurological dysfunctions: A multiplicity of effects. Free Radic. Biol. Med. 2001;30:583–594. [PubMed]
Inanami O., Watanabe Y., Syuto B., Nakano M., Tsuji M., Kuwabara M. Oral administration of (-)catechin protects against ischemia-reperfusion-induced neuronal death in the gerbil. Free Radic. Res. 1998;29:359–365. [PubMed]
Luo Y., Smith J.V., Paramasivam V., Burdick A., Curry K.J., Buford J.P., Khan I., Netzer W.J., Xu H., Butko P. Inhibition of amyloid-beta aggregation and caspase-3 activation by the Ginkgo bilobaextract EGb761. Proc. Natl. Acad. Sci. USA. 2002;99:12197–12202. [PMC free article] [PubMed]
Bastianetto S., Zheng W.H., Quirion R. The Ginkgo bilobaextract (EGb 761) protects and rescues hippocampal cells against nitric oxide-induced toxicity: Involvement of its flavonoid constituents and protein kinase C. J. Neurochem. 2000;74:2268–2277. [PubMed]
Tchantchou F., Xu Y., Wu Y., Christen Y., Luo Y. EGb 761 enhances adult hippocampal neurogenesis and phosphorylation of CREB in transgenic mouse model of Alzheimer’s disease. FASEB J. 2007;21:2400–2408. [PubMed]
Hsieh H.-M., Wua W.-M., Hu M.-L. Soy isoflavones attenuate oxidative stress and improve parameters related to aging and Alzheimer’s disease in C57BL/6J mice treated with D-galactose. Food Chem. Toxicol. 2009;47:625–632. [PubMed]
Shan Q., Lu J., Zheng Y., Li J., Zhou Z., Hu B., Zhang Z., Fan S., Mao Z., Wang Y.-J., Ma D. Purple Sweet Potato Color Ameliorates Cognition Deficits and Attenuates Oxidative Damage and Inflammation in AgingMouse Brain Induced by D-Galactose. J. Biomed. Biotechnol. 2009;2009:564737. [PMC free article][PubMed]
Munch G., Thome J., Foley P., Schinzel R., Riederer P. Advanced glycation endproducts in ageing and Alzheimer’s disease. Brain Res. Brain Res. Rev. 1997;23:134–143. [PubMed]
Ramasamy R., Vannucci S., Yan S., Herold K., Yan S., Schmidt A. Advanced glycation end products and RAGE: A common thread in aging, diabetes, neurodegeneration, and inflammation. Glycobiology. 2005;15:16–28. doi: 10.1093/glycob/cwi053. [PubMed] [Cross Ref]
Datla K.P., Christidou M., Widmer W.W., Rooprai H.K., Dexter D.T. Tissue distribution and neuroprotective effects of citrus flavonoid tangeretin in a rat model of Parkinson’s disease. Neuroreport. 2001;12:3871–3875. [PubMed]
Vauzour D., Corona G., Spencer J.P. Caffeic acid, tyrosol and p-coumaric acid are potent inhibitors of 5-S-cysteinyl-dopamine induced neurotoxicity. Arch. Biochem. Biophys. 2010;501:106–111. doi: 10.1016/j.abb.2010.03.016. [PubMed] [Cross Ref]
Vauzour D., Vafeiadou K., Corona G., Pollard S.E., Tzounis X., Spencer J.P. Champagne wine polyphenols protect primary cortical neurons against peroxynitrite-induced injury. J. Agric. Food Chem. 2007;55:2854–2860. [PubMed]
Spencer J.P. Food for thought: The role of dietary flavonoids in enhancing human memory, learning and neuro-cognitive performance. Proc. Nutr. Soc. 2008;67:238–252. [PubMed]
Spencer J.P. Flavonoids: Modulators of brain function? Br. J. Nutr. 2008;99(E-Suppl. 1):ES60–ES77.[PubMed]
Rendeiro C., Spencer J.P., Vauzour D., Butler L.T., Ellis J.A., Williams C.M. The impact of flavonoids on spatial memory in rodents: From behaviour to underlying hippocampal mechanisms. Genes Nutr. 2009;4:251–270. [PMC free article] [PubMed]
Vauzour D., Vafeiadou K., Rodriguez-Mateos A., Rendeiro C., Spencer J.P. The neuroprotective potential of flavonoids: A multiplicity of effects. Genes Nutr. 2008;3:115–126. [PMC free article] [PubMed]
Krikorian R., Nash T.A., Shidler M.D., Shukitt-Hale B., Joseph J.A. Concord grape juice supplementation improves memory function in older adults with mild cognitive impairment. Br. J. Nutr. 2010;103:730–734. [PubMed]
Macready A.L., Kennedy O.B., Ellis J.A., Williams C.M., Spencer J.P., Butler L.T. Flavonoids and cognitive function: A review of human randomized controlled trial studies and recommendations for future studies. Genes Nutr. 2009;4:227–242. [PMC free article] [PubMed]
How P.S., Cox R., Ellis J.A., Spencer J.P.E. The impact of plant-derived flavonoids on mood, memory and motor skills in UK adults. Proc. Nutr. Soc. 2007;66:87A.
Krikorian R., Shidler M.D., Nash T.A., Kalt W., Vinqvist-Tymchuk M.R., Shukitt-Hale B., Joseph J.A. Blueberry supplementation improves memory in older adults. J. Agric. Food Chem. 2010;58:3996–4000.[PMC free article] [PubMed]
Joseph J.A., Shukitt-Hale B., Denisova N.A., Prior R.L., Cao G., Martin A., Taglialatela G., Bickford P.C. Long-term dietary strawberry, spinach, or vitamin E supplementation retards the onset of age-related neuronal signal-transduction and cognitive behavioral deficits. J. Neurosci. 1998;18:8047–8055. [PubMed]
Joseph J.A., Shukitt-Hale B., Denisova N.A., Bielinski D., Martin A., McEwen J.J., Bickford P.C. Reversals of age-related declines in neuronal signal transduction, cognitive, and motor behavioral deficits with blueberry, spinach, or strawberry dietary supplementation. J. Neurosci. 1999;19:8114–8121. [PubMed]
Casadesus G., Shukitt-Hale B., Stellwagen H.M., Zhu X., Lee H.G., Smith M.A., Joseph J.A. Modulation of hippocampal plasticity and cognitive behavior by short-term blueberry supplementation in aged rats. Nutr. Neurosci. 2004;7:309–316. [PubMed]
Williams C.M., El Mohsen M.A., Vauzour D., Rendeiro C., Butler L.T., Ellis J.A., Whiteman M., Spencer J.P. Blueberry-induced changes in spatial working memory correlate with changes in hippocampal CREB phosphorylation and brain-derived neurotrophic factor (BDNF) levels. Free Radic. Biol. Med. 2008;45:295–305. [PubMed]
Ramirez M.R., Izquierdo I., do Carmo Bassols Raseira M., Zuanazzi J.A., Barros D., Henriques A.T. Effect of lyophilised Vaccinium berries on memory, anxiety and locomotion in adult rats. Pharmacol. Res. 2005;52:457–462. [PubMed]
Barros D., Amaral O.B., Izquierdo I., Geracitano L., do Carmo Bassols Raseira M., Henriques A.T., Ramirez M.R. Behavioral and genoprotective effects of Vaccinium berries intake in mice. Pharmacol. Biochem. Behav. 2006;84:229–234. [PubMed]
Goyarzu P., Malin D.H., Lau F.C., Taglialatela G., Moon W.D., Jennings R., Moy E., Moy D., Lippold S., Shukitt-Hale B., Joseph J.A. Blueberry supplemented diet: Effects on object recognition memory and nuclear factor-kappa B levels in aged rats. Nutr. Neurosci. 2004;7:75–83. [PubMed]
Shukitt-Hale B., Carey A., Simon L., Mark D.A., Joseph J.A. Effects of Concord grape juice on cognitive and motor deficits in aging. Nutrition. 2006;22:295–302. [PubMed]
Chan Y.C., Hosoda K., Tsai C.J., Yamamoto S., Wang M.F. Favorable effects of tea on reducing the cognitive deficits and brain morphological changes in senescence-accelerated mice. J. Nutr. Sci. Vitaminol. 2006;52:266–273. [PubMed]
Hartman R.E., Shah A., Fagan A.M., Schwetye K.E., Parsadanian M., Schulman R.N., Finn M.B., Holtzman D.M. Pomegranate juice decreases amyloid load and improves behavior in a mouse model of Alzheimer’s disease. Neurobiol. Dis. 2006;24:506–515. [PubMed]
Bhat N.R., Zhang P., Lee J.C., Hogan E.L. Extracellular signal-regulated kinase and p38 subgroups of mitogen-activated protein kinases regulate inducible nitric oxide synthase and tumor necrosis factor-alpha gene expression in endotoxin-stimulated primary glial cultures. J. Neurosci. 1998;18:1633–1641. [PubMed]
Clostre F. Gingko Biloba extract (EGb 761). State of knowledge in the dawn of the year 2000. Ann. Pharm. Fr. 1999;57:1S8–1S88. [PubMed]
Cohen-Salmon C., Venault P., Martin B., Raffalli-Sebille M.J., Barkats M., Clostre F., Pardon M.C., Christen Y., Chapouthier G. Effects of Ginkgo bilobaextract (EGb 761) on learning and possible actions on aging. J. Physiol. Paris. 1997;91:291–300. doi: 10.1016/S0928-4257(97)82409-6. [PubMed] [Cross Ref]
Diamond B.J., Shiflett S.C., Feiwel N., Matheis R.J., Noskin O., Richards J.A., Schoenberger N.E. Ginkgo bilobaextract: Mechanisms and clinical indications. Arch. Phys. Med. Rehabil. 2000;81:668–678.[PubMed]
Itil T.M., Eralp E., Ahmed I., Kunitz A., Itil K.Z. The pharmacological effects of Gingko Biloba, a plant extract, on the brain of dementia patients in comparinson with tacrine. Psychopharmacology. 1998;34:391–396. [PubMed]
Shif O., Gillette K., Damkaoutis C.M., Carrano C., Robbins S.J., Hoffman J.R. Effects of Ginkgo bilobaadministered after spatial learning on water maze and radial arm maze performance in young adult rats. Pharmacol. Biochem. Behav. 2006;84:17–25. doi: 10.1016/j.pbb.2006.04.003. [PubMed] [Cross Ref]
Spencer J.P. The interactions of flavonoids within neuronal signalling pathways. Genes Nutr. 2007;2:257–273. [PMC free article] [PubMed]
Vauzour D., Vafeiadou K., Rice-Evans C., Williams R.J., Spencer J.P. Activation of pro-survival Akt and ERK1/2 signalling pathways underlie the anti-apoptotic effects of flavanones in cortical neurons. J. Neurochem. 2007;103:1355–1367. [PubMed]
Williams R.J., Spencer J.P., Rice-Evans C. Flavonoids: Antioxidants or signalling molecules? Free Radic. Biol. Med. 2004;36:838–849. doi: 10.1016/j.freeradbiomed.2004.01.001. [PubMed] [Cross Ref]
Winter J.C. The effects of an extract of Ginkgo biloba, EGb 761, on cognitive behavior and longevity in the rat. Physiol. Behav. 1998;63:425–433. doi: 10.1016/S0031-9384(97)00464-2. [PubMed] [Cross Ref]
Pu F., Mishima K., Irie K., Motohashi K., Tanaka Y., Orito K., Egawa T., Kitamura Y., Egashira N., Iwasaki K., Fujiwara M. Neuroprotective effects of quercetin and rutin on spatial memory impairment in an 8-arm radial maze task and neuronal death induced by repeated cerebral ischemia in rats. J. Pharmacol. Sci. 2007;104:329–334. [PubMed]
Maher P., Akaishi T., Abe K. Flavonoid fisetin promotes ERK-dependent long-term potentiation and enhances memory. Proc. Natl. Acad. Sci. USA. 2006;103:16568–16573. [PMC free article] [PubMed]
Stoll S., Scheuer K., Pohl O., Muller W.E. Ginkgo bilobaextract (EGb 761) independently improves changes in passive avoidance learning and brain membrane fluidity in the aging mouse. Pharmacopsychiatry. 1996;29:144–149. [PubMed]
Topic B., Hasenohrl R.U., Hacker R., Huston J.P. Enhanced conditioned inhibitory avoidance by a combined extract of Zingiber officinale and Ginkgo biloba. Phytother. Res. 2002;16:312–315. doi: 10.1002/ptr.870. [PubMed] [Cross Ref]
Vafeiadou K., Vauzour D., Lee H.Y., Rodriguez-Mateos A., Williams R.J., Spencer J.P. The citrus flavanone naringenin inhibits inflammatory signalling in glial cells and protects against neuroinflammatory injury. Arch. Biochem. Biophys. 2009;484:100–109. [PubMed]
Wang X., Chen S., Ma G., Ye M., Lu G. Genistein protects dopaminergic neurons by inhibiting microglial activation. Neuroreport. 2005;16:267–270. [PubMed]
Bhat N.R., Feinstein D.L., Shen Q., Bhat A.N. p38 MAPK-mediated transcriptional activation of inducible nitric-oxide synthase in glial cells. Roles of nuclear factors, nuclear factor kappa B, cAMP response element-binding protein, CCAAT/enhancer-binding protein-beta, and activating transcription factor-2. J. Biol. Chem. 2002;277:29584–29592. [PubMed]
Lee S.-J., Lee K.-W. Protective Effect of (−)-Epigallocatechin Gallate against Advanced Glycation Endproducts-Induced Injury in Neuronal Cells. Biol. Pharm. Bull. 2007;30:1369–1373. [PubMed]
Vlahos C.J., Matter W.F., Hui K.Y., Brown R.F. A specific inhibitor of phosphatidylinositol 3-kinase, 2-(4-morpholinyl)-8-phenyl-4H-1-benzopyran-4-one (LY294002) J. Biol. Chem. 1994;269:5241–5248.[PubMed]
Spencer J.P., Rice-Evans C., Williams R.J. Modulation of pro-survival Akt/protein kinase B and ERK1/2 signaling cascades by quercetin and its in vivometabolites underlie their action on neuronal viability. J. Biol. Chem. 2003;278:34783–34793. [PubMed]

Nedir Bu Polifenoller; Devem Edecek

YAYIN LİNKİ

http://sasoliva.com/2017/07/30/5918/
http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytinyagi-ve-alzheimer-iliskisi-7111

Zeytinyağı Kalbin Dostudur hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki linke dokunun

Zeytinyağı Kalbin Dostudur Pazar Sohbeti 4

ZEYTİNE DAİR
’’hafızalarınızı tazelemeye ne dersiniz’’

                          ZEYTİNYAĞI KALBİN DOSTUDUR

Abidin Tatlı
Researcher Writer
Degustation, Instructor And Degustator

 ZEYTİNYAĞI KALBİN DOSTUDUR

Tüketilen yağların nitelikleri ile kalp damar hastalıkları arasında ilişkilerin saptanması, bu konuda sürdürülen çalışmaların daha bir yoğunluk kazanmasına neden olmuştur. Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettir. Zeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar hastalıklarının oluşum riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra tekrar oluşumunu engellemesidir.
Zeytinyağı, içerdiği selenyum sebebi ile özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser için faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı en etkili yağlardan biridir. Vitamin E, selenyumun antioksidanaktivitesine yardımcı olan bir maddedir. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar. Zeytinyağında bulunan E vitamini, damar sağlığını koruyup, kalp krizi riskini azalttığı araştırmalar ile desteklenmiştir.

ARAŞTIRMACILAR
EPİDEMIYOLOJİK ARAŞTIRMALAR SONUCUNDA
BESLENMEDE YÜKSEK DOZDA POLİFENOL TÜKETİMİNİN
KALP DAMAR HASTALIKLARI ÜZERNE FAYDALARINI TESPİT ETMİŞTİR

Gelişmiş ülkelerdeki ölümlerin önde gelen nedeni kalp damar hastalıkları (CVH), özellikle koroner yetmezliği ve inme de [80]. CVH kalıtım ve çevresel faktörlerin bu hastalığın oluşumunda ve gelişmesinde etkin olduğu kronik ve birçok nedenlerden kaynaklanan bir hastalıktır. Örneğin, sigara içmek, aşırı doymuş yağlarla beslenmek ve fiziksel olarak hareketsiz kalmak CVH riskini arttıran ve çok iyi bilinen çevresel faktörlerdir [81,82,83,84]. Nedenlerin bu denli çok ve çeşitli oluşu belli bir faktörün, örneğin belli bir beslenme alışkanlığının CVH’deki rolünün belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Buna karşın, epidemiyolojik ve kişiler üzerinde yürütülen araştırmalar meyve, sebze, kakao, .çay ve şarap gibi zengin polifenol içeriğine sahip besinlerin düzenli tüketerek kalbin korunabildiğini ortaya koymuştur [85,86,87,88,89,90,91,92,93,93]. Araştırmalar flavonol, flavone ve flavanol tüketimi ile kalp damar hastalığı riskinin ve antoxiyanin ve flavnbone tüketimi sonucu CVH’ya bağlı ölümlerin azalması arasında bir bağlantı bulunduğunu belirlemiştir [90}. Dahası, meta-analizler günde üç fincan çay içmenin CVH riskini %11 azalttığın [96]ı, düzenli olarak az miktarda tüketilen kırmızı şarabın ise CVH riskini %32 oranında düşürdüğünü ortaya koymuştur [97]. Öte yandan, polifenollerin CVH alanında etkinliği ya da ne denli etkin olduğu konusu üç farklı tartışma konusudur. Aslında kısa süre önce gerçekleştirilen sistematik bir araştırma kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini en fazla düşürenlerin soya ve kakaoda bulunan flavonoidler olduğunu [98], buna mukabil diğer polifenollerin etkisiz kaldığını [87,99,100,101] ileri sürmektedir. Bu iddialar arasındaki tutarsızlık yapılan anketlerde farklı beslenme alışkanlıklarının bulunmasından ve iyi beslenen kesimler ve yüksek düzeyde polifenol tüketen kitleler arasındaki farklı polifenol düzeyi ve tipleri bulunmasından kaynaklanıyor olabilir [102].
Farklı insan, hayvan ve hücre tipleri üzerinde yapılan incelemeler polifenollerin kan dolaşımı sisteminde antioksidan bir etki oluşturduğunu [103,2104,105],  kan basıncını düşürdüğünü [98,106,107,108,109,110,111], endotel fonksiyonu düzenlediğini [108,112,113,114,115,116,117,118,119,120,121], plak oluşumunu engellediğini [107,122,123,124], düşük yoğunlukta protein oksidasyonu sağladığını [105,125] ve iltihaplanma riskini azalttığını [126,127] ortaya koymuştur. Panama’ya bağlı San Blas Adasında yaşayan Kuna Amerindlerde yüksek tansiyon ve CVH. hastalığına çok az rastlanması onların her gün flavanol içeren kakao tüketmesinden kaynaklandığına inanılmaktadır [128]. Bu alanda son zamanlarda yapılan üç meta-analizde zengin flavanol içerikli kakaonun tansiyonu düşürdüğü doğrulanmıştır [98,106,110]. Siyah çay tüketimi ile tansiyon düşmesi arasında bir bağlantı olduğu saptanmış ise de [129,130], çaydaki polifenol içeriğinin etkisi ise kesişnlik kazanmamış durumdadır; hayvanlar üzerindeki deneylerler ilgili kimi raporlarda tansiyonu düşürdüğü belirtilirken [131] diğerlerinde hiçbir etkisi bulunmadığı ileri sürülmektedir [132]. Dahası, kakao ile ilgili araştırmaların aksine,  çay tüketiminin kısa vadede kan basıncı üzerindeki etkisi ile ilgili insanlar üzerinde yapılan deneylerde kesin sonuçlara ulaşılamamıştır [133,134,135,136] ve kırmızı şarsap ya da üzümün kan basıncı üzerindeki etkisi ile ilgili veriler tutarsızdır [88,89,111,137,138139,140]. Bununla beraber, kakao, kara üzüm suyu, çay ve kırmızı şarap tüketiminin entelyal fonksiyonu ve CVH riski ile ilgili kısa ve uzun vadeli yararlarını destekleyen kanıtlar giderek artmaktadır  [104,108,112,113,114,115,133,135,141,142,143,144,145,115,133].
Polifenollerin kan dolaşımı sistemindeki rolü ile ilgili olarak bunların nitrik oksit sentazı (eNOS) düzeyini ve faaliyetini yönlendirme yetenekleri sayesinde nitrik oksidin endotelde biyolojik olarak varlığını sağladığına inanılmaktadır [111,146,147,148,149,150] (Şakil 1). Bu görüşü desteklemek adına polifenollerin fizyolojik yoğunlukları üzerinde yapılan aortik deneylerde polifenollerin endotele bağlı rahatlama sağladığı gözlemlenmiştir [148,151,152,153,154,155,156]. Vasküler nitrik oksitteki bu düzenlemenin polifenollerin P14/Akt kinaz ve eNOS fosforlaşmada hücreler arası Ca+2 gibi unsurlarla bağlantı kurabilmesinden ve bunun sonucunda NO üretiminden kaynaklandığına inanılmaktadır [157,158] (Şekil 1). eNOSları tetiklemenin yanı sıra polifenollerin çoğunun eNOS varlığını çoğaltarak prostacyclin üretimini sağladığı, entel-1 ve endotel NADPH oksidasyonunu [149, 159, 169, 161, 162], anjoyogenez ve vasküler hücrelerin dolaşımını ve üremesini, matriz metalloproteinaz (MMP) faaliyetini engellediği [158] gözlemlenmiştir. Ayrıca kakao, kara üzüm, kırmızı şarap, siyah çay, kahve ve böğürtlendeki polifenollerin plak oluşumunun önüne geçmekte son derece etkin olduğu saptanmıştır [107,122,123,164,165,166,167,168,169]. Son olarak flavanoller ve flavonoller RAGE aracılığı ile MAPK uyarılarını düzene sokarak damarlarda hasara yol açan AGE ‘leri engelleyebilmekte [170,171] ve NAPPH oksidazını baskı altına alacak NF-aB gibi faktörleri oluşturabilmektedirler [173] (Şekil 1).

KOLESTEROL VE KALP-DAMAR SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİSİ
Kolesterol yasam için gerekli olan, beyin, sinirler, kalp, barsaklar, kaslar, karaciğer basta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunan ve hücre duvarlarının ana yapı taşlarından birisi olan önemli biyokimyasal bir maddedir.
Vücut, kolesterolü kullanarak çeşitli hormonları, D vitaminini ve yağlari sindiren safra asitlerini üretir. Bu nedenle, kanda belli bir miktarda kolesterol bulunmasi gerekmektedir, ancak kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikme ve kan damarlarının sertlesmesine, daralmasına yol açar.
Kolesterolün kanda çözülebilmesi, hücre ve organlara tasınabilmesi için önemli bir proteine ihtiyacı vardir.Kolesterol ile bu önemli proteinin birlesmesinden doğan yapıya ‘lipoprotein’ denilmektedir.Yani kolesterol kanda lipoprotein adı verilen bir protein formunda bulunur.
Kolesterol çesitleri Tıp dilinde HDL ve LDL olarak isimlendirilir. LDL yani düsük yoğunluklu lipoprotein terimi lipoprotein azlıgı nedeniyle kötü huylu kolesterol olarak adlandırılırken HDL ise yani yüksek yoğunluklu lipoprotein terimi iyi huylu kolesterol olarak isimlendirilir. Kötü huylu kolesterolün yüksekligi kalp hastalıklarina yatkınlıgi artırır, ancak iyi kolestrolün yüksekliğinde ise lipopreteinler atardamar duvarıindan kolesterolü uzaklaştırırlar.
Kolesterol düşürücü ilaçların bir çoğu yüksek kötü kolesterolü düşürdüğü gibi iyi huylu kolesterolü de beraber düşürmektedir.
Halbuki zeytinyağı kötü huylu kolesterolü düşürürken iyi huylu kolesterolünde yükselmesine yardımcı olur. Zeytinyağının içindeki tekli doymamış yağ asitleri kötü huylu kolesterolü normal seviyede tutar, ayrıca içerdiği antioksidanlar sayesinde kötü huylu kolesterolün okside olmasını ve damarların çeperlerine çökmesini engeller [10-12].
Özellikle kalp damar hastalığı olanlar ve bu risk grubu içerisinde olanlara zeytinyağı tavsiye edilmektedir. Bitki sterolleri kolesterol absorpsiyonunu azaltmaktadır. Zeytinyağının içerdiği sterol miktarı LDL kolesterolün küçük bağırsakta emilimini önleyerek kandaki LDL kolesterol seviyesini düşürebilmektedir.
Zeytinyağının kalp ve damar hastalıklarına olan yararları üzerine çok sayıda araştırma yapılmıştır [13-19]. Örneğin bu konuda yapılan bir araştırmada; 1 hafta boyunca her gün yaklaşık 2 yemek kaşığı doğal zeytinyağı tüketen insanların kolesterol düzeylerinde son derece olumlu sonuçlar elde edilmiştir [20].
Ayrıca yapılan araştırmalar zeytinyağının ne kadar doğal, işlenmemiş olursa o kadar fazla değerli bileşikler içereceği ve bu nedenle kalp sağlığı üzerine o kadar faydalı olabileceğini de göstermiştir.
Örneğin bir çalışmada doğal ve işlenmiş zeytinyağı, yüksek tansiyon hastalarına düzenli olarak verilmiş ve araştırma sonucunda, doğal zeytin yağını tüketen hastaların, kan basınç değerleri, işlenmiş zeytinyağı kullananlara göre daha düşük değerde kaydedilmiştir [13].
Athens Medicine School Üniversitesi‘nde, yedi ülkenin katıldığı, Avrupa, Japonya ve Amerika’dan yaklaşık 13.000 sağlıklı orta yaştaki erkek bireyler üzerinde, 15 yıl devam eden bir çalışma yapıldı. Mono-doymamış yağları, doymuş yağlara göre daha fazla oranda tüketenlerde, bütün ölüm sebeplerine karşı özellikle de koroner kalp hastalıklarına karşı çok daha koruyucu olduğu bulundu. Bu ülkeler arasında mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette zeytinyağıdır. Bu çalışmaya göre, yüksek miktarda mono-doymamış yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına sahipler.
İspanya’da son durum kontrol çalışması, aynı yaşta ölümcül olmayan kalp krizinden acı çeken 171 hastanın diyetleri ile 171 kalp krizi geçiren hastanın diyetleri karşılaştırıldı. Yapılan çalışmanın sonuçları, zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin kalp krizi riskinin, zeytinyağını nadir tüketenlerle karşılaştırıldığında, %82 seviyesine düştüğünü göstermektedir.
Portekiz bilim adamları, zeytin yağında bulunan anti-oksidan bir maddenin, kalp krizi ve kalp çarpıntısına karşı en büyük koruyucu olduğunu gösterdiler.
Araştırmalar gösteriyor ki; söz konusu olan DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazla kırmızı kan hücrelerini zarardan koruyor. Porto Üniversitesi’nden Fatima Paiva-Martins: “Bu sonuçlar, diyetlerine zeytinyağı katan insanlarda görülen çok kesin sağlık yararlarının, bilimsel bir temele dayandığını gösteriyor. Ayrıca sonuçlar da, kalp hastalıkları riskini azaltmak için özel olarak dizayn edilen ‘fonksiyonel’ zeytinyağlarının üretilmesine yol açmıştı” dedi.
Rafine edilirken ya da ısıtılırken yağlara uygulanan hidrojenleştirme işlemleri sonucunda, pek çok yağ asidinin kimyasal yapısı değişir. Bunların, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasında çok büyük etkileri vardır. Natürel sızma zeytinyağı ise, bu riski taşımamaktadır.
Hücre duvarları yüksek miktarda yağ ve kolesterol içerir ve yapısı beslenmeye bağlıdır. Kandaki kolesterolün % 70’i, organizmanın kendisi tarafından, karaciğerde üretilir. Vücuttaki kolesterolün, yalnızca % 30’u besinlerden alınır. Sonuç olarak, besinlerden gelen kolesterolün oranı % 20’ye indiğinde, karaciğer açığı kapatmak üzere üretimini % 80’e çıkarmak zorunda kalır. Bu da safra kesesinde kolesterolden kaynaklanan taş oluşumuna zemin oluşturur. Gıda ile kolesterol alındığı takdirde vücut kendi kolesterol üretimini azaltarak, gıda ile alınmadığı takdirde kendisi üreterek bir denge kurmaya çalışır.
Hayvansal kökenli bir yağ ürünü olan kolesterol, hücre zarı yapısında, safra ve hormon üretmek gibi birçok vücut işlevinde rol alan bir maddedir. Ancak kolesterolün yüksek olması halinde, damar çeperlerine çökerek damar sertliği oluşumuna da rol açtığı bilinmektedir.
Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini sağlar. Yağlar kanda, lipoproteinlere bağlı olarak dolaşmaktadır. Lipoproteinlerin farklı türleri, yağ metabolizmasında değişik görevler üstlenir. Halk arasında faydalı kolesterol olarak da adlandırılan HDL’nin, yüksek düzeylerde olması, daha çok miktardaki kolesterolün dokulardan uzaklaştırılmasıyla damar sertliğinden koruyucu bir etki ortaya çıkar.
Oksidasyona uğramış LDL’ler, artirosikloroz (damar çeperini kalınlaştıran, dolayısıyla damar tıkanıklığına yol açan) etkiye sahiptirler. Oysa zeytinyağı tüketimi, LDL oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Ayrıca zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL‘den kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.
Zeytin ve zeytin yağının içinde bulunan tekli doymamış yağ asitleri kolesterol içermezler. Bundan dolayı zeytinyağı diğer yağların aksine kandaki kolesterol oranını yükseltmemekte, tam tersine kontrol altında tutmaktadır. Kolesterol, damar tıkanıklığına yol açan LDL bileşenini azaltırken, iyi kolesterol dediğimiz HDL‘yi arttırır veya dengede tutar. Karşılaştırmak gerekirse, çoklu doymamış yağ asitleri de (ayçiçeği yağı, mısır, yer fıstığı, vb.) toplam kolesterolü ve LDL kolesterolünü düşürürler, aynı zamanda HDL kolesterolünü de düşürürler. Bu da istenmeyen bir şeydir. Yapılan son bilimsel araştırmalar, kalbimiz için yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Bu yüzden zeytinyağı, adeta ilaç gibi kullanılmaya layık bir yağdır.
Bu yöndeki ilk çalışma, Fransa‘da Jacotot (85, bireysel katılım) tarafından yürütülmüştür. Araştırıcı, yağ asidi bileşimi değişik lipitler (zeytinyağı, hayvansal yağlar, ayçiçeği yağı, kolza tohumu yağı, soya fasulyesi yağı, yerfıstığı yağı, mısırözü yağı) içeren diyetleri, 6 ay süre ile iki topluluğa uygulamıştır. Zeytinyağı kullanan deneklerde, HDL-kolesterolü anlamlı bir şekilde yükselirken, total kolesterol seviyesinde hemen hemen hiçbir değişme olmamıştır. Diğer deneklerde ise, total kolesterolde anlamsız bir düşme, HDL-kolesterolünde önemsiz bir değişme olmuştur. Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Gıdalardan gelen kolesterolü, her gün 100 mg azaltmakla, kandaki kolesteroloranı, ancak litrede 25 mg düşürülür(yani 2,40 g/l’den 2,38 g/litre’ye). Milano Eczacılık Fakültesi’nden Bruno Berra: “Natürel sızma zeytinyağının küçük polar bileşenleri, LDL‘nin oksidasyona olan direncini belirgin şekilde artırır” der.
Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok çeşitli işlevlerini yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan kolesterolü götürmekle görevlidirler. Bununla birlikte serbest radikal fazlası olduğunda, LDL lipoproteinleri oksitlenir ve her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar duvarlarının hücrelerinde yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar. Ne var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL‘lerin, oksidasyona karşı normalden daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır.
İspanya’nın Sevilla Üniversitesi’nden Alarkon de la Lastra ve arkadaşlarının yayınlandıkları “Zeytinyağının Faydaları” adlı makalede, zeytinyağının; kandaki LDL kolesterolünü azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı riskini azalttığını söylerler.
Minnesota’da, Prof. Kees, Zeytinyağı seminerinde, denekler üzerinde yaptığı araştırma sonucuna göre; “Tekli doymamış yağ asitleri, düşük yoğunluklu lipoproteinleri (LDL) azaltmaktadır ve yüksek yoğunluklu lipoproteini (HDL) yükseltmektedir” der.
Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin, Girit adası olduğunu rapor etmiştir.
İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Dünya Kardiyoloji Kongresi’ne sunulan tebliğe göre, Barselona Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarının Doktor Maria İsabel Covas başkanlığında yürüttüğü araştırma, sızma türünün, kalp-damar sistemine, diğer zeytinyağı çeşitlerinden daha yararlı olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, düzenli tüketilen sızma zeytinyağı, sadece ”monosatüre” yağ hücreleriyle değil, ”polifenol’‘ denen antioksidanlarıyla da kalp-damar hastalıkları riskini azaltıyor.
Viola ve arkadaşları, bir çalışmada, 80 gr zeytinyağı ya da ayçiçeği yağı ve 20 g görünmez yağ içeren diyet uyguladıkları iki gönüllüler grubunu incelemişlerdir. Araştırmacılar hastaların parametrelerini kontrol ettikten sonra, her iki yağ durumunda da trigliseridde anlamlı bir düşme, ayçiçeği yağı ile kolesterolde anlamlı bir düşme; her iki durumda da LDL-kolesterolünde orta derecede anlamsız bir düşme, HDL kolesterolünde zeytinyağı ile anlamlı bir yükselme ve ayçiçeği yağı ile anlamlı bir düşme, görülmüştür. Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Kalp ve karaciğer hastaları, sabahları aç karnına bir çorba kaşığı içilebilr.

KAYNAKLAR

www.abidintatli.com.tr
www.sasoliva.com
www.tlosolive.com
www.zeytindostu.org.tr
10. Salih Uçan, Büyük Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi, Şenyıldız Yy. İstanbul, 1997
11. Şifa Kaynağı Bir Bitki: Zeytin,Mercek Dergisi, S. 31, Ocak, 2004
12.Uluslararası Zeytinyağı Konseyi, Zeytinyağı ve Sağlık, Prof. P. Viola, Prof. M. Audisio, çev. Prof. Dr. Cihat Küçükhüseyin.
13. İstanbul Ticaret Odası, Zeytin ve Zeytinyağı Semineri, Genel Sekreter: Prof. Dr. İsmail Özaslan, Lebib Yalkın Yayımları ve Basım İşleri. A.Ş. İstanbul, Yayın No: 1990-27, 9 Ekim 1990,
14. food.ege.edu.tr, Prof. Dr. Sedef Nehir El, Zeytin, Zeytinyağı ve Sağlık,Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, İzmir
15.  “Olive Oil and Coronary Heart Disease (CHD)”, nutra-smart, çev. Dr. Erman Gündoğdu, 15/03/2007.
16. “Olive Oil Offers Best Protection From Heart Attack: Study”, thenews, çev. Dr. Erman Gündoğdu, 03/04/2009.
17.  “Olive Oil ‘Fights Cancer'”, belfasttelegraph.co.uk, çev. Gökben Coşkun, yaklasansaat.com, 18/12/2008.
18. “Consuming Extra Virgin Olive Oil Helps To Combat Degenerative Diseases Such As Cancer, Study Suggests”,  sciencedaily, çev. Dr. Erman Gündoğdu, 21/06/2008.
19.  “Effect of Olive Oils on Biomarkers of Oxidative DNA Stress in Northern and Southern Europeans”, The FASEB Journal, fasebj, 21/01/2007.
20.  “Anti-Hypertensive Action”, nutra-smart, çev. Dr. Erman Gündoğdu, 15/03/2007
80. WHO: Cardiovascular diseases (CVDs). Fact sheet No317. [(accessed on 10 September 2009)]. Available online : http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs317/en/index.html.
81. Ambrose J.A., Barua R.S. The pathophysiology of cigarette smoking and cardiovascular disease: An update. J. Am. Coll. Cardiol. 2004;43:1731–1737. [PubMed]
82. Jia C.P., Chen M.J., Huang S.Z., Zeng Y.T. A study of inductive effect of hemin on expression of the beta-globin genes in K562 cells. Yi Chuan. 2002;24:399–402. [PubMed]
83. Tanasescu M., Leitzmann M.F., Rimm E.B., Willett W.C., Stampfer M.J., Hu F.B. Exercise type and intensity in relation to coronary heart disease in men. JAMA. 2002;288:1994–2000. [PubMed]
84. Twisk J., Gillian-Daniel D.L., Tebon A., Wang L., Barrett P.H., Attie A.D. The role of the LDL receptor in apolipoprotein B secretion. J. Clin. Invest. 2000;105:521–532. [PMC free article] [PubMed]
85. Arts I.C., Jacobs D.R., Jr., Harnack L.J., Gross M., Folsom A.R. Dietary catechins in relation to coronary heart disease death among postmenopausal women. Epidemiology. 2001;12:668–675. [PubMed]
86. Hertog M.G., Feskens E.J., Hollman P.C., Katan M.B., Kromhout D. Dietary antioxidant flavonoids and risk of coronary heart disease: The Zutphen Elderly Study. Lancet. 1993;342:1007–1011. [PubMed]
87. Hertog M.G., Feskens E.J., Kromhout D. Antioxidant flavonols and coronary heart disease risk. Lancet. 1997;349:699. [PubMed]
88. Hertog M.G., Kromhout D., Aravanis C., Blackburn H., Buzina R., Fidanza F., Giampaoli S., Jansen A., Menotti A., Nedeljkovic S., et al. Flavonoid intake and long-term risk of coronary heart disease and cancer in the seven countries study. Arch. Intern. Med. 1995;155:381–386. [PubMed]
89. Knekt P., Jarvinen R., Reunanen A., Maatela J. Flavonoid intake and coronary mortality in Finland: A cohort study. BMJ. 1996;312:478–481. [PMC free article] [PubMed]
90. Mink P.J., Scrafford C.G., Barraj L.M., Harnack L., Hong C.P., Nettleton J.A., Jacobs D.R., Jr. Flavonoid intake and cardiovascular disease mortality: A prospective study in postmenopausal women. Am. J. Clin. Nutr. 2007;85:895–909. [PubMed]
91. Nakachi K., Matsuyama S., Miyake S., Suganuma M., Imai K. Preventive effects of drinking green tea on cancer and cardiovascular disease: Epidemiological evidence for multiple targeting prevention. Biofactors. 2000;13:49–54. [PubMed]
92. Rein D., Paglieroni T.G., Pearson D.A., Wun T., Schmitz H.H., Gosselin R., Keen C.L. Cocoa and wine polyphenols modulate platelet activation and function. J. Nutr. 2000;130:2120S–2126S. [PubMed]
93. Renaud S., de Lorgeril M. Wine, alcohol, platelets, and the French paradox for coronary heart disease. Lancet. 1992;339:1523–1526. doi: 10.1016/0140-6736(92)91277-F. [PubMed] [Cross Ref]
94. Yochum L., Kushi L.H., Meyer K., Folsom A.R. Dietary flavonoid intake and risk of cardiovascular disease in postmenopausal women. Am. J. Epidemiol. 1999;149:943–949. [PubMed]
95. Arts I.C., Hollman P.C. Polyphenols and disease risk in epidemiologic studies. Am. J. Clin. Nutr. 2005;81:317S–325S. [PubMed]
96. Peters U., Poole C., Arab L. Does tea affect cardiovascular disease? A meta-analysis. Am. J. Epidemiol. 2001;154:495–503. [PubMed]
97. Di Castelnuovo A., Rotondo S., Iacoviello L., Donati M.B., De Gaetano G. Meta-analysis of wine and beer consumption in relation to vascular risk. Circulation. 2002;105:2836–2844. [PubMed]
98. Hooper L., Kroon P.A., Rimm E.B., Cohn J.S., Harvey I., Le Cornu K.A., Ryder J.J., Hall W.L., Cassidy A. Flavonoids, flavonoid-rich foods, and cardiovascular risk: A meta-analysis of randomized controlled trials. Am. J. Clin. Nutr. 2008;88:38–50. [PubMed]
99. Lin J., Rexrode K.M., Hu F., Albert C.M., Chae C.U., Rimm E.B., Stampfer M.J., Manson J.E. Dietary intakes of flavonols and flavones and coronary heart disease in US women. Am. J. Epidemiol. 2007;165:1305–1313. [PubMed]
100. Rimm E.B., Katan M.B., Ascherio A., Stampfer M.J., Willett W.C. Relation between intake of flavonoids and risk for coronary heart disease in male health professionals. Ann. Intern. Med. 1996;125:384–389. [PubMed]
101. Sesso H.D., Gaziano J.M., Liu S., Buring J.E. Flavonoid intake and the risk of cardiovascular disease in women. Am. J. Clin. Nutr. 2003;77:1400–1408. [PubMed]
102. Vita J.A. Polyphenols and cardiovascular disease: Effects on endothelial and platelet function. Am. J. Clin. Nutr. 2005;81:292S–297S. [PubMed]
103. Rein D., Lotito S., Holt R.R., Keen C.L., Schmitz H.H., Fraga C.G. Epicatechin in human plasma: In vivodetermination and effect of chocolate consumption on plasma oxidation status. J. Nutr. 2000;130:2109–2114. [PubMed]
104. Stein J.H., Keevil J.G., Wiebe D.A., Aeschlimann S., Folts J.D. Purple grape juice improves endothelial function and reduces the susceptibility of LDL cholesterol to oxidation in patients with coronary artery disease. Circulation. 1999;100:1050–1055. [PubMed]
105. Wan Y., Vinson J.A., Etherton T.D., Proch J., Lazarus S.A., Kris-Etherton P.M. Effects of cocoa powder and dark chocolate on LDL oxidative susceptibility and prostaglandin concentrations in humans. Am. J. Clin. Nutr. 2001;74:596–602. [PubMed]
106. Desch S., Schmidt J., Kobler D., Sonnabend M., Eitel I., Sareban M., Rahimi K., Schuler G., Thiele H. Effect of cocoa products on blood pressure: Systematic review and meta-analysis. Am. J. Hypertens. 2010;23:97–103. [PubMed]
107. Erlund I., Koli R., Alfthan G., Marniemi J., Puukka P., Mustonen P., Mattila P., Jula A. Favorable effects of berry consumption on platelet function, blood pressure, and HDL cholesterol. Am. J. Clin. Nutr. 2008;87:323–331. [PubMed]
108. Grassi D., Necozione S., Lippi C., Croce G., Valeri L., Pasqualetti P., Desideri G., Blumberg J.B., Ferri C. Cocoa reduces blood pressure and insulin resistance and improves endothelium-dependent vasodilation in hypertensives. Hypertension. 2005;46:398–405. [PubMed]
109. Taubert D., Roesen R., Lehmann C., Jung N., Schomig E. Effects of low habitual cocoa intake on blood pressure and bioactive nitric oxide: A randomized controlled trial. JAMA. 2007;298:49–60. [PubMed]
110. Taubert D., Roesen R., Schomig E. Effect of cocoa and tea intake on blood pressure: A meta-analysis. Arch. Intern. Med. 2007;167:626–634. [PubMed]
111. Park Y.K., Kim J.S., Kang M.H. Concord grape juice supplementation reduces blood pressure in Korean hypertensive men: Double-blind, placebo controlled intervention trial. Biofactors. 2004;22:145–147.[PubMed]
112. Heiss C., Dejam A., Kleinbongard P., Schewe T., Sies H., Kelm M. Vascular effects of cocoa rich in flavan-3-ols. JAMA. 2003;290:1030–1031. [PubMed]
113. Heiss C., Finis D., Kleinbongard P., Hoffmann A., Rassaf T., Kelm M., Sies H. Sustained increase in flow-mediated dilation after daily intake of high-flavanol cocoa drink over 1 week. J. Cardiovasc. Pharmacol. 2007;49:74–80. [PubMed]
114. Heiss C., Kleinbongard P., Dejam A., Perre S., Schroeter H., Sies H., Kelm M. Acute consumption of flavanol-rich cocoa and the reversal of endothelial dysfunction in smokers. J. Am. Coll. Cardiol. 2005;46:1276–1283. [PubMed]
115. Engler M.B., Engler M.M., Chen C.Y., Malloy M.J., Browne A., Chiu E.Y., Kwak H.K., Milbury P., Paul S.M., Blumberg J., Mietus-Snyder M.L. Flavonoid-rich dark chocolate improves endothelial function and increases plasma epicatechin concentrations in healthy adults. J. Am. Coll. Nutr. 2004;23:197–204.[PubMed]
116. Schroeter H., Heiss C., Balzer J., Kleinbongard P., Keen C.L., Hollenberg N.K., Sies H., Kwik-Uribe C., Schmitz H.H., Kelm M. Epicatechin mediates beneficial effects of flavanol-rich cocoa on vascular function in humans. Proc. Natl. Acad. Sci. USA. 2006;103:1024–1029. [PMC free article] [PubMed]
117. Wang-Polagruto J.F., Villablanca A.C., Polagruto J.A., Lee L., Holt R.R., Schrader H.R., Ensunsa J.L., Steinberg F.M., Schmitz H.H., Keen C.L. Chronic consumption of flavanol-rich cocoa improves endothelial function and decreases vascular cell adhesion molecule in hypercholesterolemic postmenopausal women. J. Cardiovasc.
Pharmacol. 2006;47(Suppl. 2):S177–S186; discussion S206-S209. doi: 10.1097/00005344-200606001-00013. [PubMed] [Cross Ref]
118. Grassi D., Mulder T.P., Draijer R., Desideri G., Molhuizen H.O., Ferri C. Black tea consumption dose-dependently improves flow-mediated dilation in healthy males. J. Hypertens. 2009;27:774–781. [PubMed]
119. Widlansky M.E., Hamburg N.M., Anter E., Holbrook M., Kahn D.F., Elliott J.G., Keaney J.F., Jr., Vita J.A. Acute EGCG supplementation reverses endothelial dysfunction in patients with coronary artery disease. J. Am. Coll. Nutr. 2007;26:95–102. [PMC free article] [PubMed]
120. Cuevas A.M., Guasch V., Castillo O., Irribarra V., Mizon C., San Martin A., Strobel P., Perez D., Germain A.M., Leighton F. A high-fat diet induces and red wine counteracts endothelial dysfunction in human volunteers. Lipids. 2000;35:143–148. [PubMed]
Papamichael C., Karatzis E., Karatzi K., Aznaouridis K., Papaioannou T., Protogerou A., Stamatelopoulos K., Zampelas A., Lekakis J., Mavrikakis M. Red wine’s antioxidants counteract acute endothelial dysfunction caused by cigarette smoking in healthy nonsmokers. Am. Heart J. 2004;147:E5.[PubMed]
Pearson D.A., Paglieroni T.G., Rein D., Wun T., Schramm D.D., Wang J.F., Holt R.R., Gosselin R., Schmitz H.H., Keen C.L. The effects of flavanol-rich cocoa and aspirin on ex vivoplatelet function. Thromb. Res. 2002;106:191–197. doi: 10.1016/S0049-3848(02)00128-7. [PubMed] [Cross Ref]
Rein D., Paglieroni T.G., Wun T., Pearson D.A., Schmitz H.H., Gosselin R., Keen C.L. Cocoa inhibits platelet activation and function. Am. J. Clin. Nutr. 2000;72:30–35. [PubMed]
Keevil J.G., Osman H.E., Reed J.D., Folts J.D. Grape juice, but not orange juice or grapefruit juice, inhibits human platelet aggregation. J. Nutr. 2000;130:53–56. [PubMed]
Mathur S., Devaraj S., Grundy S.M., Jialal I. Cocoa products decrease low density lipoprotein oxidative susceptibility but do not affect biomarkers of inflammation in humans. J. Nutr. 2002;132:3663–3667.[PubMed]
Mao T.K., van de Water J., Keen C.L., Schmitz H.H., Gershwin M.E. Modulation of TNF-alpha secretion in peripheral blood mononuclear cells by cocoa flavanols and procyanidins. Dev. Immunol. 2002;9:135–141. [PMC free article] [PubMed]
Schramm D.D., Karim M., Schrader H.R., Holt R.R., Kirkpatrick N.J., Polagruto J.A., Ensunsa J.L., Schmitz H.H., Keen C.L. Food effects on the absorption and pharmacokinetics of cocoa flavanols. Life Sci. 2003;73:857–869. [PubMed]
Hollenberg N.K., Martinez G., McCullough M., Meinking T., Passan D., Preston M., Rivera A., Taplin D., Vicaria-Clement M. Aging, acculturation, salt intake, and hypertension in the Kuna of Panama. Hypertension. 1997;29:171–176. [PubMed]
Stensvold I., Tverdal A., Solvoll K., Foss O.P. Tea consumption. relationship to cholesterol, blood pressure, and coronary and total mortality. Prev. Med. 1992;21:546–553. doi: 10.1016/0091-7435(92)90062-M. [PubMed] [Cross Ref]
Yang Y.C., Lu F.H., Wu J.S., Wu C.H., Chang C.J. The protective effect of habitual tea consumption on hypertension. Arch. Intern. Med. 2004;164:1534–1540. [PubMed]
Negishi H., Xu J.W., Ikeda K., Njelekela M., Nara Y., Yamori Y. Black and green tea polyphenols attenuate blood pressure increases in stroke-prone spontaneously hypertensive rats. J. Nutr. 2004;134:38–42.[PubMed]
Uchida S., Ozaki M., Akashi T., Yamashita K., Niwa M., Taniyama K. Effects of (−)-epigallocatechin-3-O-gallate (green tea tannin) on the life span of stroke-prone spontaneously hypertensive rats. Clin. Exp. Pharmacol. Physiol. Suppl. 1995;22:S302–S303. doi: 10.1111/j.1440-1681.1995.tb02928.x. [PubMed][Cross Ref]
Duffy S.J., Keaney J.F., Jr., Holbrook M., Gokce N., Swerdloff P.L., Frei B., Vita J.A. Short- and long-term black tea consumption reverses endothelial dysfunction in patients with coronary artery disease. Circulation. 2001;104:151–156. [PubMed]
Hodgson J.M., Puddey I.B., Burke V., Beilin L.J., Jordan N. Effects on blood pressure of drinking green and black tea. J. Hypertens. 1999;17:457–463. [PubMed]
Hodgson J.M., Puddey I.B., Burke V., Watts G.F., Beilin L.J. Regular ingestion of black tea improves brachial artery vasodilator function. Clin. Sci. (Lond.) 2002;102:195–201. doi: 10.1042/CS20010120.[PubMed] [Cross Ref]
Bingham S.A., Vorster H., Jerling J.C., Magee E., Mulligan A., Runswick S.A., Cummings J.H. Effect of black tea drinking on blood lipids, blood pressure and aspects of bowel habit. Br. J. Nutr. 1997;78:41–55.[PubMed]
Knekt P., Isotupa S., Rissanen H., Heliovaara M., Jarvinen R., Hakkinen S., Aromaa A., Reunanen A. Quercetin intake and the incidence of cerebrovascular disease. Eur. J. Clin. Nutr. 2000;54:415–417.[PubMed]
Andrade A.C., Cesena F.H., Consolim-Colombo F.M., Coimbra S.R., Benjo A.M., Krieger E.M., Luz P.L. Short-term red wine consumption promotes differential effects on plasma levels of high-density lipoprotein cholesterol, sympathetic activity, and endothelial function in hypercholesterolemic, hypertensive, and healthy subjects. Clinics (Sao Paulo) 2009;64:435–442. [PMC free article] [PubMed]
Spaak J., Merlocco A.C., Soleas G.J., Tomlinson G., Morris B.L., Picton P., Notarius C.F., Chan C.T., Floras J.S. Dose-related effects of red wine and alcohol on hemodynamics, sympathetic nerve activity, and arterial diamete. Am. J. Physiol. Heart Circ. Physiol. 2008;294:H605–H612. [PubMed]
Hansen A.S., Marckmann P., Dragsted L.O., Finne Nielsen I.L., Nielsen S.E., Gronbaek M. Effect of red wine and red grape extract on blood lipids, haemostatic factors, and other risk factors for cardiovascular disease. Eur. J. Clin. Nutr. 2005;59:449–455. doi: 10.1038/sj.ejcn.1602107. [PubMed] [Cross Ref]
Hodgson J.M., Burke V., Puddey I.B. Acute effects of tea on fasting and postprandial vascular function and blood pressure in humans. J. Hypertens. 2005;23:47–54. [PubMed]
Agewall S., Wright S., Doughty R.N., Whalley G.A., Duxbury M., Sharpe N. Does a glass of red wine improve endothelial function? Eur. Heart J. 2000;21:74–78. doi: 10.1053/euhj.1999.1759. [PubMed][Cross Ref]
Hashimoto M., Kim S., Eto M., Iijima K., Ako J., Yoshizumi M., Akishita M., Kondo K., Itakura H., Hosoda K., Toba K., Ouchi Y. Effect of acute intake of red wine on flow-mediated vasodilatation of the brachial artery. Am. J. Cardiol. 2001;88:1457–1460. [PubMed]
Karatzi K., Papamichael C., Aznaouridis K., Karatzis E., Lekakis J., Matsouka C., Boskou G., Chiou A., Sitara M., Feliou G., Kontoyiannis D., Zampelas A., Mavrikakis M. Constituents of red wine other than alcohol improve endothelial function in patients with coronary artery disease. Coron. Artery Dis. 2004;15:485–490. [PubMed]
Whelan A.P., Sutherland W.H., McCormick M.P., Yeoman D.J., de Jong S.A., Williams M.J. Effects of white and red wine on endothelial function in subjects with coronary artery disease. Intern. Med. J. 2004;34:224–228. [PubMed]
Appeldoorn M.M., Venema D.P., Peters T.H., Koenen M.E., Arts I.C., Vincken J.P., Gruppen H., Keijer J., Hollman P.C. Some phenolic compounds increase the nitric oxide level in endothelial cells in vitro. J. Agric. Food Chem. 2009;57:7693–7699. [PubMed]
Schmitt C.A., Dirsch V.M. Modulation of endothelial nitric oxide by plant-derived products. Nitric Oxide. 2009;21:77–91. [PubMed]
Fitzpatrick D.F., Hirschfield S.L., Ricci T., Jantzen P., Coffey R.G. Endothelium-dependent vasorelaxation caused by various plant extracts. J. Cardiovasc. Pharmacol. 1995;26:90–95. [PubMed]
Wallerath T., Deckert G., Ternes T., Anderson H., Li H., Witte K., Forstermann U. Resveratrol, a polyphenolic phytoalexin present in red wine, enhances expression and activity of endothelial nitric oxide synthase. Circulation. 2002;106:1652–1658. doi: 10.1161/01.CIR.0000029925.18593.5C. [PubMed][Cross Ref]
Leikert J.F., Rathel T.R., Wohlfart P., Cheynier V., Vollmar A.M., Dirsch V.M. Red wine polyphenols enhance endothelial nitric oxide synthase expression and subsequent nitric oxide release from endothelial cells. Circulation. 2002;106:1614–1617. [PubMed]
Karim M., McCormick K., Kappagoda C.T. Effects of cocoa extracts on endothelium-dependent relaxation. J. Nutr. 2000;130:2105S–2108S. [PubMed]
Chin-Dusting J.P., Fisher L.J., Lewis T.V., Piekarska A., Nestel P.J., Husband A. The vascular activity of some isoflavone metabolites: Implications for a cardioprotective role. Br. J. Pharmacol. 2001;133:595–605. [PMC free article] [PubMed]
Fitzpatrick D.F., Bing B., Rohdewald P. Endothelium-dependent vascular effects of Pycnogenol. J. Cardiovasc. Pharmacol. 1998;32:509–515. [PubMed]
Fitzpatrick D.F., Hirschfield S.L., Coffey R.G. Endothelium-dependent vasorelaxing activity of wine and other grape products. Am. J. Physiol. 1993;265:H774–H778. [PubMed]
Karamsetty M.R., Klinger J.R., Hill N.S. Phytoestrogens restore nitric oxide-mediated relaxation in isolated pulmonary arteries from chronically hypoxic rats. J. Pharmacol. Exp. Ther. 2001;297:968–974.[PubMed]
Woodman O.L., Chan E. Vascular and anti-oxidant actions of flavonols and flavones. Clin. Exp. Pharmacol. Physiol. 2004;31:786–790. [PubMed]
Lorenz M., Wessler S., Follmann E., Michaelis W., Dusterhoft T., Baumann G., Stangl K., Stangl V. A constituent of green tea, epigallocatechin-3-gallate, activates endothelial nitric oxide synthase by a phosphatidylinositol-3-OH-kinase-, cAMP-dependent protein kinase-, and Akt-dependent pathway and leads to endothelial-dependent vasorelaxation. J. Biol. Chem. 2004;279:6190–6195. [PubMed]
Stoclet J.C., Chataigneau T., Ndiaye M., Oak M.H., El Bedoui J., Chataigneau M., Schini-Kerth V.B. Vascular protection by dietary polyphenols. Eur. J. Pharmacol. 2004;500:299–313. [PubMed]
Corder R., Douthwaite J.A., Lees D.M., Khan N.Q., Viseu Dos Santos A.C., Wood E.G., Carrier M.J. Endothelin-1 synthesis reduced by red wine. Nature. 2001;414:863–864. [PubMed]
Khan N.Q., Lees D.M., Douthwaite J.A., Carrier M.J., Corder R. Comparison of red wine extract and polyphenol constituents on endothelin-1 synthesis by cultured endothelial cells. Clin. Sci. (Lond.) 2002;103(Suppl. 48):72–75. [PubMed]
Steffen Y., Gruber C., Schewe T., Sies H. Mono-O-methylated flavanols and other flavonoids as inhibitors of endothelial NADPH oxidase. Arch. Biochem. Biophys. 2008;469:209–219. doi: 10.1016/j.abb.2007.10.012. [PubMed] [Cross Ref]
Steffen Y., Schewe T., Sies H. Epicatechin elevates nitric oxide in endothelial cells via inhibition of NADPH oxidase. Biochem. Biophys. Res. Commun. 2007;359:828–833. [PubMed]
Pignatelli P., Pulcinelli F.M., Celestini A., Lenti L., Ghiselli A., Gazzaniga P.P., Violi F. The flavonoids quercetin and catechin synergistically inhibit platelet function by antagonizing the intracellular production of hydrogen peroxide. Am. J. Clin. Nutr. 2000;72:1150–1155. [PubMed]
Freedman J.E., Parker C. III, Li L., Perlman J.A., Frei B., Ivanov V., Deak L.R., Iafrati M.D., Folts J.D. Select flavonoids and whole juice from purple grapes inhibit platelet function and enhance nitric oxide release. Circulation. 2001;103:2792–2798. [PubMed]
Natella F., Nardini M., Belelli F., Pignatelli P., Di Santo S., Ghiselli A., Violi F., Scaccini C. Effect of coffee drinking on platelets: Inhibition of aggregation and phenols incorporation. Br. J. Nutr. 2008;100:1276–1282. [PubMed]
Steptoe A., Gibson E.L., Vuononvirta R., Hamer M., Wardle J., Rycroft J.A., Martin J.F., Erusalimsky J.D. The effects of chronic tea intake on platelet activation and inflammation: A double-blind placebo controlled trial. Atherosclerosis. 2007;193:277–282. [PubMed]
Gresele P., Pignatelli P., Guglielmini G., Carnevale R., Mezzasoma A.M., Ghiselli A., Momi S., Violi F. Resveratrol, at concentrations attainable with moderate wine consumption, stimulates human platelet nitric oxide production. J. Nutr. 2008;138:1602–1608. [PubMed]
Holt R.R., Actis-Goretta L., Momma T.Y., Keen C.L. Dietary flavanols and platelet reactivity. J. Cardiovasc. Pharmacol. 2006;47(Suppl. 2):S187–S196; discussion S206-S209. doi: 10.1097/00005344-200606001-00014. [PubMed] [Cross Ref]
Murphy K.J., Chronopoulos A.K., Singh I., Francis M.A., Moriarty H., Pike M.J., Turner A.H., Mann N.J., Sinclair A.J. Dietary flavanols and procyanidin oligomers from cocoa (Theobroma cacao) inhibit platelet function. Am. J. Clin. Nutr. 2003;77:1466–1473. [PubMed]
Peppa M., Raptis S. Advanced glycation end products and cardiovascular disease. Curr. Diabetes Rev. 2008;4:92–100. [PubMed]
Schramm D., German J. Potential effects of flavonoids on the etiology of vascular disease. J. Nutr. Biochem. 1998;9:560–566.
Huang S.-M., Wu C.-H., Yen G.-C. Effects of flavonoids on the expression of the pro-inflammatory response in human monocytes induced by ligation of the receptor for AGEs. Mol. Nutr. Food Res. 2006;50:1129–1139. [PubMed]
Kim J., Lee E., Kim D., Yu B., Chung H. Kaempferol modulates pro-inflammatory NF-kB activation by suppressing advanced glycation endproducts-induced NADPH oxidase. Age (Dordr.) 2010;32:197–208. doi: 10.1007/s11357-009-9124-1. [PMC free article] [PubMed] [Cross Ref]

BASIN LİNKLERİ
http://sasoliva.com/2017/07/22/zeytine-dair-pazar-resitali-4-zeytinyagi-kalbin-dostudur/
http://www.zeytinagacidergisi.com/zeytinyagi-kalp-dostudur-7107

Zeytinyağı Kanser İle Mücadele Ediyor hakkında daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki linke dokunun

Zeytinyağı Hayat İksiri Pazar Sohbeti 3

ZEYTİNE DAİR
’’hafızalarınızı tazelemeye ne dersiniz’’

ZEYTİNYAĞI KANSER İLE MÜCADELE EDİYOR

Abidin Tatlı
Researcher Writer
Degustation, Instructor And Degustator

Zeytinyağı Hayat İksiri
Akdeniz’de zeytinyağı, 4000 yıldır bir sağlık iksiri olarak görülmektedir. Daha 30 yıl öncesine kadar birçok eczanede zeytinyağı, incir şurubu ile aynı rafta durur ve satılırdı. Zeytinyağı üzerine gerçek bilimsel çalışmalara başlanması, 1889’u bulmuştur. Şifalı özelliklerinin zamanın bilim dünyası tarafından kabul edilmemiş olmasına karşın, Fransa’da zeytinyağının ilaç yapımında kullanılması, resmi olarak 1748’de kabul edildi.
Büyük şirketlerin reklamları sayesinde, margarin yağlarının 1950’li yıllarda gelişip tüketilmeye başlamasıyla, zeytin ve zeytinyağının yararı, 40 yıl süreyle gölgelenmiştir.

Fenolik Bileşenlerin Faydaları
-Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları iyileştirici.
-Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı,
–Lipit peroksidasyonu önleyici,
-Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önleyici ve miktarını düşürücü etkileri bulunur.
–Kardiyovasküler kalp hastalıklarının önlenmesi,
-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik (pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engellemekte,
–Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önlemekte ve serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirmektedir. (Peroksil, alkil, süperoksit ve hidroksil, sitotoksil serbest radikallere örnek olarak verilebilir.)
-İltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu etkileri vardır.
– Zeytinyağındaki, hidroksitirosol, insan eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı korur. 

ARAŞTIRMACILAR
EPIDEMIYOLOJIK ARAŞTIRMALAR SONUCUNDA
BESLENMEDE YÜKSEK DOZDA POLİFENOL TÜKETİMİNİN
KANSER ÇEŞİTLERİ ÜZERİNDEKİ AŞAĞIDAKİ FAYDALARINI TESPİT ETMİŞTİR

Polifenoller
Zeytinyağı besinsel değerinin yanında içerdiĞİ yüksek içerikli polifenollerin sağlık üzerine etkileri ile insan beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
Kanser Türleri; [1] ve kanser hücrelerinin üremesini durdurmakta [15,16]. tümör hücrelerinin apoptozuna (programlı ölümüne) sebep olmakta [12,13,14], damar genişlemesini ve tümör hücrelerinin saldırılarını engellemektedir [17].
Ekstra sızma zeytinyağı fenolleri hücre döngüsü ilerlemesini bloke eder ve mesane kanseri hücrelerinde kemoterapötik toksisiteyi modüle eder.
Kanser hücre gelişmesinin ve metabolizmanın denetiminde aksamalara yol açan bir grup hastalıktan oluşmakta [18]. Gerçekten de, kanser hücrelerinin başlıca özelliği diğer hücrelerin çoğalmasını engellediğinden kanser hücresinin üremesine mani olabilen her molekül güçlü bir korunma sağlar [19,20,21]. Kanserin birçok türü varsa da meme (özellikle kadınlarda), akciğer, bağırsak ve prostat kanserleri ön planda yer almaktadır. Her gün bol miktarda sebze ve meyve tüketmenin kanserin oluşmasını ve gelişmesini engellediğine inanılmaktadır. Son 20 yıldaki araştırmalar düzenli olarak meyve ve sebze tüketimi ile çeşitli kanser türlerinin oluşması arasındaki ters orantıyı ortaya koymuştur [23,24]. Daha yakın dönemlerde geniş çaplı gerçekleştirilen araştırmalardan elde edilen veriler bu epidemiyolojik bağlantıyı doğrulamaktadır [25,26,27, 28,29]. Bununla beraber, bazı araştırmalar mesane, pankreas ve mide kanserlerinde sebze ve meyve tüketiminin etkili olmadığını göstermektedir [30,31,32]  ve kısa süre önce gerçekleştirilen bir epidemiyolojik inceleme sebze ve meyve tüketimi ile kanser oluşumu arasında hemen hiç bir bağlantı bulunmadığını kanıtlamıştır [25,33]. Buna karşın, belli sebze ve meyvelerin, ya da bunların içerdiği polifenollerin özellikle çok yoğun olarak bulundukları bağırsaklarda kanserin oluşmasını engellemesi mümkün görülmektedir. Aslında birçok araştırma polifenol içeren birçok sebze ve meyvenin bağırsak kanserinin gelişmesini engellemekte çok etkili olduğunu ortaya koymaktadır [34,35].
Hücre bazında, çayda, kırmızı şarapta, kakaoda, meyve sularında ve zeytinyağında bulunan polifenollerin kanser oluşumunu ve tümör gelişimini engellediğiyle ilgili kanıtlar bulunmaktadır [36]. Örneğin, bunlardaki polifenoller reaktif unsurlara [37] ve kanserli ver mutasyona uğramış hücrelere müdahale edebilmekte [[38],  hücre çoğalışını denetleyen ana proteinlerin harekete geçmesini sağlayabilmekte [39] ve kansere bağlı bir takım genlerin ortaya çıkışının önünü kesebilmektedir [40]. Daha da önemlisi, hayvanlar [41], insan hücreleri [42] ve insan gelişimindeki aksamalar [43] üzerinde yapılan araştırmalarda yeşil çayda bulunan flavanollerin kansere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda yeşil çay tüketiminin safra kesesi [44], mesane [45] ve bağırsak [48] kanseri riskini önemli ölçüde azaltmakta olduğu ileri sürülmektedir. Yeşil çayın kansere karşı etkili oluşunun en büyük nedeninin apoptoz oluşturan ve hücre çoğalmasını düzenleyen proteinleri değişime uğratarak kanser hücrelerinin gelişimini engelleyen, metastazın önüne geçen,  epigallotechin gallate (EGCG) adındaki flavanolden kaynaklanmaktadır [48]. Flanvoidlerin yanı sıra fenol alkol, lignan ve secoirioidlerin (ki bunların tümü zeytinyağında yoğun olarak bulunmaktadır)  kansere karşı etkili olduklarına inanılmakta [49], incelenen örneklerde [50], kansere yakalanmış hayvan [51,52] ve insanların [49]  bağırsaklarında bunlara rastlanmaktadır.  Zeytinyağındaki fenoller insan bağırsağında kanser hücrelerinin oluşumunu, gelişimini ve metastaza dönüşümünü engelleme yeteneğine sahiptirler [53,54] ve bağırsak kanserinin gelişiminde önemli bir rol oynayan COX-2 ve Bel-2 proteinlerinin oluşmasının önüne geçmektedirler  [50] [Şekil 1].
Polifenoller kansere karşı etkinliklerini kanserojen unsurların yok edilmesi [32,49], kanser hücresinin uyarısını engelleme [48,55], ve sağlıklı hücrelerin gelişmesini sağlama [15,16], apoptoz oluşturma [12,13,14] ve enzim faaliyetlerini tetiklemek [56] gibi çeşitli biçimlerde sergileyebilirler. Örneğin, polifenollerin yol açtığı glutatyon peroksit, kataliz, NADPH-kinin oksidoredüktör, glütatyon S-transferaz ve/veya P450 enzim faaliyetlerindeki artış kanserojen unsurların yok olmasını sağlayabilir [57]. Dahası, polifenoller uyarıcı yolları engelleyebilir [58,59,60] (yani kanser hücresinin oluşumuna yol açan MAPK kinaz ve P13 kinaz [61,62.63]). MAPK uyarısı uzun süredir kanser tedavilerinde insanlardaki kanser hücrelerinin büyüme ve var oluşunu düzenlemede [64] , aynı zamanda COX21’in saptanmasında  [65] (Şekil 1) oynadığı rol açısından önemsenmektedir.
Bu açıdan bakıldığında polifenoller bağırsak kanserlerindeki p38/CREB, tümör hücrelerindeki COX-2 ve G2/M gibi kanserojen unsurları engellemekte çok etkindirler[55]. Ayrıca hidroksitirosol [66],, epikatekin [67] gibi unsurların ERK1/2  fosforlanma ve cyclin D1 faaliyetlerini de engelleyerek hücrelerin çoğalmasını engellediği görülmüştür [68] (Şekil 1). Bunun yanı sıra hidroksitirosol ve çayda bulunan EGCG gibi flavanolların bağırsak kanserlerinde tümorlerin çoğalmasına yol açan COX3 faaliyetlerinin önüne geçtiği saptanmıştır [68,69,70,71].

(Şekil 1)

Tümörlerin bir başka özelliği glikoz içeriğinin artması ve proteinlerde yüksek dozda glikoz ürünlerinin (AGE’ler) oluşmasına yol açmasıdır. Gerçekten de AGEölçümlerinde tümörlerde Nc-Carbozymethyllysine 8(CML) ve argpyrimidine belirlenmesi bunların kanserin gelişmesindeki rollerini ortaya koymaktadır [72]. Bazı polifenollerin hem laboratuar hem de gerçek yaşam ortamında AGE oluşmasını engellediği ve böylece kanserin ilerlemesinin önüne geçtiği ileri sürülmektedir [73,74,75,76]. Ayrıca RAGE gibi AGE reseptörleri kanser hücrelerinin bölünerek çoğalmasında ve metastaz oluşumunda önemli bir rol oynamaktadırlar [77,78] (Şekil 23) ve ECGCG gibi flavanoller RAGE’leri engelleyerek kanser hücrelerinin çoğalmasının önüne geçebilirler [79].

(Şekil 2)

 

Zeytinyağı: Kanserle Mücadele Ediyor
Oksidasyon, bazı kanserlerin de sorumlularındandır. Zeytinyağında bulunan, alfalinolenik asitler (Omega 3) düzenli kullanıldığı takdirde bazı kanser türlerine karşı, korunma sağladığı biliniyor. Zeytinyağı, A, D, E, K vitaminleri yönünden zengindir ve kanserle ilişkilendirilen serbest radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi bir kaynaktır. Antioksidan bileşikler, serbest radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu  koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.
Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis ve karaciğerinden çıkarılan squalene maddesi, dünyanın en önemli kanser ilacının yapımında kullanılmaktadır. Squalenen, en çok geleneksel yöntemlerle çıkarılmış %2 oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalene almış olur. Squalene maddesi, tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir. Bu madde bazı böceklerde ve karıncalarda da vardır.
Danimarka Kopenhag Üniversitesi Hastanesi‘nden Dr. Henrik E. Poulsen ve meslektaşları, İngiliz ve ABD’li bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri araştırmalarda, zeytinyağının faydaları konusunda elde ettikleri şaşırtıcı sonuçlar, yayınlandı. Zeytinyağı üzerine yeni bir çalışmayla, diyete bol miktarda ilave edilen zeytinyağının, vücut hücrelerinde kansere yol açabilecek zararların önlenmesine yardım ettiği sonucuna varıldı. Elde edilen sonuçlar “FASEB (Federation of American Societies for Experimental Biology) Journal”da yayınlandı.
Zeytinyağı güçlü antioksidan olarak fonksiyon gören birkaç fenol bileşiği içerir. Böylece zeytinyağının kansere yol açan hücre harabiyetine karşı koruma sağladığı kanıtlandı. Araştırmada, Güney Avrupalı erkeklerin, Kuzeylilere oranla daha az kanser hastalığına yakalanmalarının nedeninin de, Akdeniz tipi beslenmede kullanılan zeytinyağı olduğu ortaya çıktı. Zeytinyağındaki birçok yararlı bileşimden “fenol“ün güçlü bir antioksidan olduğunu belirten araştırmayı yapan ekibin başkanı Dr. Henrik Poulsen:
“Zeytinyağı tüketiminin, Kuzey ve Güney Avrupa’da görülen kanser vakalarının farklılığı konusunda belirleyici unsur olduğunu gözlemledik. Doğal bir besin maddesi olan zeytinyağının her bir damlasının şifalı olduğunu ve sofradan hiçbir zaman eksik edilmemesi gerektiğini” söyledi.

Bağırsak Kanserleri
Zeytinyağının, karaciğer ve bağırsak, meme ve cilt kanserinden korunmada etkili olduğu ve bu etkininde yapısındaki, fenolik antioksidanlarla birlikte bulunan squalen ve oleik asitten kaynaklandığı bilinmektedir.
Son araştırmalar, zeytinyağının bol miktarda fenolik antioksidan içeriği, kalın bağırsak ve meme patolojisiyle ilişkili reaktif oksijen türleri(serbest radikaller) üzerinde kesin önleyici niteliğe sahip olduğunu göstermiştir. Bu maddelerin antioksidan tesirleri sebebiyle, DNA hasarına yol açabilecek olan maddeleri nötralize ettikleri ve DNA üzerindeki hasarın tamirine yararlı olduğu düşünülmektedir.
Zeytinyağının yapısında bulunan mono-doymamış (tekli) yağ asitleri, sindirim kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan, safra asitlerinin üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil, bağırsaklarda sindirilmektedir. Zeytinyağı, bağırsak boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini önlemeye yardımcı olur.
British Medical Journal’da yer alan bir araştırma raporunda, İspanyol bilim adamları, daha önceden kanser hücresi aşılamış oldukları deney farelerini, farklı yağlarla beslediler. 5 aylık gözlem devresinin sonunda zeytinyağı verilen farelerde, ötekilere oranla daha az kanser dokuları saptandı.
Alman Kanser Araştırma Merkezi‘nden Owen ve arkaşları, zeytinyağı kullanımının sağlık üzerine tesirlerini değerlendirdikleri bir derleme çalışmasında; bu yağın bünyesinde bulunan fenollerin, antioksidan hususiyetleri sebebiyle bazı kanserlerin (kalın bağırsak, meme ve deri) ve koroner kalp hastalıklarının gelişmesini engellediğini bildirdiler.
Ulusal Kanser Enstitüsü (American Cancer Society -Amerikan Kanser Derneği- Kanser Gerçekleri ve Figürler, 1997)’ne göre meydana gelen tüm kalın barsak kanseri vakalarının % 75’i, sağlıklı beslenme ile önlenebilirdi. Oxford Üniversitesi‘nin yaptığı bir araştırma sonucunda, zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan ikincil öd asidi üzerindeki etkisinin, vücudu barsak kanserine ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı koruduğu saptandı.
“The Journal of Epidemiology and Community Health” (Ekim, 2000) adlı dergide yayınlanan araştırmaya, Amerika dahil 28 farklı ülkeden denekler katıldı. Sonuçlar, zeytinyağının barsak mukusu üzerindeki koruyucu etkisini delillendirilirken; araştırmaya göre zeytinyağı tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük oranda bulundu.
Oxford Üniversitesi’nden Dr. Micheal Goldacre ve doktorlar tarafından yürütülen son araştırmada, zeytinyağının, bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliğe sahip olduğu, kolon kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirlenmiştir. Doktorlar, zeytinyağının, bağırsak kanserinin başlamasını engellemek için midedeki asitle tepkimeye girdiğini keşfetmişlerdir. Oxford araştırmacıları, aynı zamanda zeytinyağının, safra asidi miktarını azaltarak ve DAO (diamin oksidaz adlı enzim) seviyesini yükselterek, anormal hücre artışını engellediği ve kansere karşı koruyucu olduğunu keşfetmişlerdir.
Sevilla Üniversitesi’nden yayınlanan makalede, zeytinyağının trigliserit metabolizmasına olan etkisiyle, kalın bağırsak ve meme kanseri riskini, romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkların oluşumunu azalttığını; safra kesesinin düzenli boşalmasını sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığını ve ayıca mide üzerine olan etkisi nedeniyle de, ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştığını bildirdiler. Kolon kanseri (kalın bağırsak), Batı’da en yaygın kanser türlerinden biri ve Amerika’da ikinci en yüksek kanser ölüm nedenidir.
Ulster Üniversitesi‘nde başkanlığını Prof. Ian Rowland’ın yürüttüğü araştırma ekibi, virgin(sızma) zeytinyağından ekstre edilen fenol bileşiklerinin oluşturduğu karışımın, kolon kanserine karşı koruyucu olduğunu buldu. Araştırmanın kilit ismi Dr. Chris IR Gill, zeytinyağınca zengin Akdeniz diyetinin detaylı araştırıldığını ifade etti. Laboratuvarda model hücreler üzerinde invitro(cansız) ortam kullanılarak yapıldı. Dr. Gill araştırma hakkında şunları söyledi: “Zeytinyağı fenollerinin konsantrasyonunu artırarak, bir kanser hücresi hattının 24 saat inkübasyonundan(kuluçka) sonra, DNA hasarından hücreleri koruduğunu bulduk. Zeytinyağı fenolleri, bir başka hücre hattında 48 saat sonra, karsinojenez (carcinogenesis) yolunda anti-promoter (anti-etkinleştirici) etki gösterdiler.”
Epidemiyoloji ve toplum sağlığı gazetesindeki bir haberde Goldacre şunları söylüyor:
“Zeytinyağı, kolon kanserinin ilerlemesinden koruyucu bir etkiye sahip olabilir. Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıyor ve bağırsaklardaki hücre yenilenmesini düzenlediği düşünülen yararlı enzim miktarını artırır.”
Araştırmacılar, zeytinyağının deoksilik asit olarak adlandırılan madde miktarını azalttığını ve bağırsaklardaki hücre bölünmesiyle ilişkilendirilebilen diamin oksidase enzimini düzenleyerek, bağırsak kanserine karşı koruyucu bir etkisi olduğunu tahmin etmektedirler. Hayvanlar üzerinde yapılan eski araştırmalar, zeytinyağının kanser ve tümör oluşumunda aspir(papatyagiller familyasından bir yağ bitkisi) ve balık yağından daha faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Japon bilim adamları, saf zeytinyağının güneşlendikten sonra deriye uygulanmasının, yavaş büyüyen tümörle deri kanserine karşı korucu bir etkiye sahip olabileceğini söylüyorlar.

Meme Kanseri
Amerikan Tabipler Birliği‘nin, “Archive of Internal Medicine” dergisinin 12 Ocak 1998 sayısında bir makale yayınlandı. İsveç’teki Karolinska Enstitüsü‘nden başta Alicja Wolk olmak üzere 8 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından,  40-76 yaş arası 61471 kadın üzerinde, 4 yıl süren meme kanserleri üzerine, bir araştırma yapıldı. Araştırmada, günde bir çorba kaşığızeytinyağı (yaklaşık 10 g.) almanın, aynı anda başka yağlı maddeleri azaltmak koşuluyla, meme kanseri riskini % 45 oranında düşürdüğü tespit edildi. Aynı derginin 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışmayla da, yüksek oranda zeytinyağı tüketen kadınların, göğüs kanserine yakalanma riskinin azaldığı tespit edilmiştir.
Harvard Üniversitesi, Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Dr. Dimitrios Trichopoulos:
“Amerikalı kadınlar, doymuş yağların yerine daha fazla zeytinyağı tüketmiş olsalardı, göğüs kanseri riskinde %50 kadar azalma gerçekleşebilirdi. Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri gibi” dedi.
Chicago‘daki Feinberg Üniversitesi’nden Dr. Javier Menendez başkanlığındaki heyet tarafından yapılan ve sonuçları Amerikan Onkoloji Yıllığı‘nın son sayısında yayınlanan araştırmaya göre zeytinyağında bulunan oleik asit, meme kanserine karşı koruyucu özellikler taşıyor. Oleik asit, meme kanserinin tetikleyicilerinden olan Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen genin harekete geçmesini engelliyor. Meme kanseri hastalarının %30’unda, bu genin aktif olarak rol oynadığı ancak zeytinyağındaki oleik asitin bu genin harekete geçmesini büyük oranda engellediği belirlendi. Laboratuvar şartlarında yapılan deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi, oleik asit sayesinde %20 azaltıldı. Kanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini etkisiz kılan oleik asidin, tedavinin etkisini de arttırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.
Benzer bir çalışmada Northwestern Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılıp, bu makale 10 Ocakta “Annals of Oncology” dergisinde yayınlanmıştır. Makaleye göre,  zeytinyağındaki mono-doymuş yağ asiti oleik asit, göğüs kanserlerinin %25-30′undan sorumlu kanser genini felce uğratabiliyor.
Northwestern Üniversitesi, Feinberg School of Medicine‘dan Prof. Ruth Lupu, makale sonuçları ile ilgili olarak:
“Bu sonuçlar diyet, göğüs kanseri tedavisi ve önlenmesi üzerindeki heyecan verici bir araştırmada bize yol gösterecektir” dedi.
Göğüs kanseri hücreleri üzerinde yapılan bir seri laboratuvar deneylerinde, göğüs kanserine neden olan Her-2/neu gen ifadesinin, oleik asitle tedavi edildiğinde % 46′dan daha fazla azaldığı tespit edildi. Lupu ve arkadaşları, oleik asitin hem Her-2/neu onkogen seviyesini baskıladığını, hem de çok sayıda göğüs kanseri hastanın tedavisinde kullanılan HerceptinTM (trastuzumab) ilacının etkinliğini artırdığını buldular. Akdeniz diyeti gibi oleik asitle zengin diyet, Her-2/neu pozitif olan göğüs kanseri hastalarında, kanserli hücrelerin Herceptin‘e direncini geciktirmiş veya önlemiştir.
Sızma zeytinyağında, anti-kanser kimyasalları tespit eden İspanyalı araştırmacılarda, bu kimyasalların, göğüs kanseri riskini azalttığını belirtiyorlar. Araştırmacılar, “sızma zeytinyağı“nı parçalara ayırıp laboratuvarda göğüs kanseri hücrelerine karşı test ettiler. Bu çalışmada, bitki kimyasalı olan polifenol(bitkisel antioksidan) içeren tüm parçaların, göğüs kanseri geni HER2‘yi engellediği bulundu.
Polifenol adı verilen bileşikler, aşırı aktif HER2 geni taşıyan hücrelerin, apaptosis denen bir işlem sayesinde kendi kendilerini yok etmelerini sağlarlar. Normal şartlarda apaoptosis, kansere dönüşebilecek arızalı hücrelerin temizlenmesine yardımcı olur. Herceptin ilacı ise, HER2 genini hedefleyerek, yalnızca belli hastalarda etkili olur.
“BMC Kanser” dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmada, Catalan Onkoloji Enstitüsü‘nden Dr. Javier Menendez, zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin, kalp hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin olduğunu söyledi. Menendez:
“Bulgularımız ilk kez, sızma zeytinyağındaki karmaşık fenollerin, göğüs kanserine neden olan, HER2 genini büyük ölçüde engellediğini gösterdi” dedi.
Bilim adamları oleik asitin en fazla zeytinyağında bulunduğunu, bu nedenle tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çekiyorlar.

Rahim Kanseri
“Journal Cancer and Control” dergisinde yayınlanan makalede; ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30 oranında rahim kanseri riskinin azaldığının görüldü belirtildi. Zeytinyağı ağırlıklı beslenen İtalya, Yunanistan ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerindeki kadınlarda, diğer Avrupa ülkelerindeki kadınlardan daha düşük oranda rahim kanseri görülmektedir. Beslenmenin, daha düşük orandaki rahim kanserinde rol oynayıp oynamadığını öğrenmek için; Bosetti ve arkadaşları rahim kanseri 1031 kadının beslenmesi ile kanser hastalığı olmayan 2411 kadının beslenmesini karşılaştırdı. Araştırma sonucunda günlük belli bir miktar zeytinyağı tüketen kadınlarda rahim kanseri oranının, zeytinyağı tüketmeyen diğer kadınlardan daha az düşük olduğu sonucuna vardılar. 

Prostat Kanseri
New York’ta Buffalo Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan bir madde olan ß-sitosterol‘ün, prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, ß-sitosterol‘ün, hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirdiği, böylece hücre büyümesi kontrolsüz hale gelmeden kanserin engellenebileceği sonucuna varmışlardır.  

Deri Kanseri
Cilt kanserine karşı: Skualen adlı madde, deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getiriyor. Japonya’nın Kanazawa Üniversitesi’nden Budiyanto ve arkadaşlarının fareler üzerinde yaptıkları bir araştırmayla ulaşılan sonuca göre; güneşlendikten sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel zeytinyağı, tümör oluşum riskini azalttığı için deri kanserine karşı koruyucu etki sağlamaya yardımcı olduğu tespit edildi. Yine keratin proteininin de, oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını engeller.
Bu bileşenler ürünün kendine has özelliklerinin oluşumunda rol almakta, miktarları zeytin tipi, yetiştirme koşulları ve bölgesi, tarımsal faaliyetler, proses ve depolama aşamalarına göre değişim göstermektedir.

Kaynaklar

www.abidintatli.com.tr
www.sasoliva.com
www.tlosolive.com
www.zeytindostu.org.tr
Özçelik B., Bayram B., Tatlı A. Zeytinyağındaki Biyoaktif Bileşenler ve Sağlık Üzerine Yararları, Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ortak Akıl ve Güçbirliği Toplantıları Sonuç Bildirgesi,  Temmuz 2010
Anon, 2004. http://www.fda.gov/bbs/topics/news/2004/NEW01129.htmlKuriyama S., Shimazu T., Ohmori K., Kikuchi N., Nakaya N., Nishino Y., Tsubono Y., Tsuji I. Green tea consumption and mortality due to cardiovascular disease, cancer, and all causes in Japan: The Ohsaki study. JAMA. 2006;296:1255–1265. doi: 10.1001/jama.296.10.1255. [PubMed] [Cross Ref]
Mantena S.K., Baliga M.S., Katiyar S.K. Grape seed proanthocyanidins induce apoptosis and inhibit metastasis of highly metastatic breast carcinoma cells. Carcinogenesis. 2006;27:1682–1691. [PubMed]
Fabiani R., De Bartolomeo A., Rosignoli P., Servili M., Montedoro G.F., Morozzi G. Cancer chemoprevention by hydroxytyrosol isolated from virgin olive oil through G1 cell cycle arrest and apoptosis. Eur. J. Cancer Prev. 2002;11:351–358. [PubMed]
Fini L., Hotchkiss E., Fogliano V., Graziani G., Romano M., De Vol E.B., Qin H., Selgrad M., Boland C.R., Ricciardiello L. Chemopreventive properties of pinoresinol-rich olive oil involve a selective activation of the ATM-p53 cascade in colon cancer cell lines. Carcinogenesis. 2008;29:139–146. [PubMed]
Piao M., Mori D., Satoh T., Sugita Y., Tokunaga O. Inhibition of endothelial cell proliferation, in vitroangiogenesis, and the down-regulation of cell adhesion-related genes by genistein. Combined with a cDNA microarray analysis. Endothelium. 2006;13:249–266. doi: 10.1080/10623320600903940. [PubMed][Cross Ref]
Hanahan D., Weinberg R.A. The hallmarks of cancer. Cell. 2000;100:57–70. [PubMed]
D’Archivio M., Santangelo C., Scazzocchio B., Vari R., Filesi C., Masella R., Giovannini C. Modulatory effects of polyphenols on apoptosis induction: Relevance for cancer prevention. Int. J. Mol. Sci. 2008;9:213–228. [PMC free article] [PubMed]
Guo W., Kong E., Meydani M. Dietary polyphenols, inflammation, and cancer. Nutr. Cancer. 2009;61:807–810. doi: 10.1080/01635580903285098. [PubMed] [Cross Ref]
Kampa M., Nifli A.P., Notas G., Castanas E. Polyphenols and cancer cell growth. Rev. Physiol. Biochem. Pharmacol. 2007;159:79–113. [PubMed]
Stoner G.D., Mukhtar H. Polyphenols as cancer chemopreventive agents. J. Cell. Biochem. Suppl. 1995;22:169–180. [PubMed]
Franceschi S., Parpinel M., La Vecchia C., Favero A., Talamini R., Negri E. Role of different types of vegetables and fruit in the prevention of cancer of the colon, rectum, and breast. Epidemiology. 1998;9:338–341. [PubMed]
La Vecchia C., Chatenoud L., Franceschi S., Soler M., Parazzini F., Negri E. Vegetables and fruit and human cancer: Update of an Italian study. Int. J. Cancer. 1999;82:151–152. [PubMed]
Benetou V., Orfanos P., Lagiou P., Trichopoulos D., Boffetta P., Trichopoulou A. Vegetables and fruits in relation to cancer risk: Evidence from the Greek EPIC cohort study. Cancer Epidemiol. Biomarkers Prev. 2008;17:387–392. [PubMed]
Feskanich D., Ziegler R.G., Michaud D.S., Giovannucci E.L., Speizer F.E., Willett W.C., Colditz G.A. Prospective study of fruit and vegetable consumption and risk of lung cancer among men and women. J. Natl. Cancer Inst. 2000;92:1812–1823. [PubMed]
Zhang S.M., Hunter D.J., Rosner B.A., Giovannucci E.L., Colditz G.A., Speizer F.E., Willett W.C. Intakes of fruits, vegetables, and related nutrients and the risk of non-Hodgkin’s lymphoma among women. Cancer Epidemiol. Biomarkers Prev. 2000;9:477–485. [PubMed]
Gonzalez C.A., Pera G., Agudo A., Bueno-de-Mesquita H.B., Ceroti M., Boeing H., Schulz M., Del Giudice G., Plebani M., Carneiro F., et al. Fruit and vegetable intake and the risk of stomach and oesophagus adenocarcinoma in the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition (EPIC-EURGAST) Int. J. Cancer. 2006;118:2559–2566. doi: 10.1002/ijc.21678. [PubMed] [Cross Ref]
Favero A., Parpinel M., Franceschi S. Diet and risk of breast cancer: Major findings from an Italian case-control study. Biomed. Pharmacother. 1998;52:109–115. [PubMed]
Larsson S.C., Andersson S.O., Johansson J.E., Wolk A. Fruit and vegetable consumption and risk of bladder cancer: A prospective cohort study. Cancer Epidemiol. Biomarkers Prev. 2008;17:2519–2522.[PubMed]
Larsson S.C., Hakansson N., Naslund I., Bergkvist L., Wolk A. Fruit and vegetable consumption in relation to pancreatic cancer risk: A prospective study. Cancer Epidemiol. Biomarkers Prev. 2006;15:301–305. [PubMed]
Botterweck A.A., van den Brandt P.A., Goldbohm R.A. A prospective cohort study on vegetable and fruit consumption and stomach cancer risk in The Netherlands. Am. J. Epidemiol. 1998;148:842–853.[PubMed]
Boffetta P., Couto E., Wichmann J., Ferrari P., Trichopoulos D., Bueno-de-Mesquita H.B., van Duijnhoven F.J., Buchner F.L., Key T., Boeing H., et al. Fruit and vegetable intake and overall cancer risk in the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition (EPIC) J. Natl. Cancer Inst. 2010;102:529–537. doi: 10.1093/jnci/djq072. [PubMed] [Cross Ref]
Martinez M.E. Primary prevention of colorectal cancer: Lifestyle, nutrition, exercis. Recent Results Cancer Res. 2005;166:177–211. [PubMed]
Li Q., Zhao H.F., Zhang Z.F., Liu Z.G., Pei X.R., Wang J.B., Cai M.Y., Li Y. Long-term administration of green tea catechins prevents age-related spatial learning and memory decline in C57BL/6 J mice by regulating hippocampal cyclic amp-response element binding protein signaling cascade. Neuroscience. 2009;159:1208–1215. [PubMed]
Middleton E., Jr., Kandaswami C., Theoharides T.C. The effects of plant flavonoids on mammalian cells: Implications for inflammation, heart disease, and cancer. Pharmacol. Rev. 2000;52:673–751. [PubMed]
Duthie S.J., Dobson V.L. Dietary flavonoids protect human colonocyte DNA from oxidative attack in vitro. Eur. J. Nutr. 1999;38:28–34. doi: 10.1007/s003940050043. [PubMed] [Cross Ref]
Calomme M., Pieters L., Vlietinck A., Vanden Berghe D. Inhibition of bacterial mutagenesis by Citrus flavonoids. Planta Med. 1996;62:222–226. [PubMed]
Plaumann B., Fritsche M., Rimpler H., Brandner G., Hess R.D. Flavonoids activate wild-type p53. Oncogene. 1996;13:1605–1614. [PubMed]
van Erk M.J., Roepman P., van der Lende T.R., Stierum R.H., Aarts J.M., van Bladeren P.J., van Ommen B. Integrated assessment by multiple gene expression analysis of quercetin bioactivity on anticancer-related mechanisms in colon cancer cells in vitro. Eur. J. Nutr. 2005;44:143–156. doi: 10.1007/s00394-004-0503-1. [PubMed] [Cross Ref]
Khan W.A., Wang Z.Y., Athar M., Bickers D.R., Mukhtar H. Inhibition of the skin tumorigenicity of (±)-7β,8α-dihydroxy-9α,10α-epoxy-7,8,9,10-tetrahydrobenzo[a]pyrene by tannic acid, green tea polyphenols and quercetin in Sencar mice. Cancer Lett. 1988;42:7–12. [PubMed]
Takada M., Nakamura Y., Koizumi T., Toyama H., Kamigaki T., Suzuki Y., Takeyama Y., Kuroda Y. Suppression of human pancreatic carcinoma cell growth and invasion by epigallocatechin-3-gallate. Pancreas. 2002;25:45–48. [PubMed]
Inoue M., Tajima K., Mizutani M., Iwata H., Iwase T., Miura S., Hirose K., Hamajima N., Tominaga S. Regular consumption of green tea and the risk of breast cancer recurrence: Follow-up study from the Hospital-based Epidemiologic Research Program at Aichi Cancer Center (HERPACC), Japan. Cancer Lett. 2001;167:175–182. [PubMed]
Takada M., Ku Y., Habara K., Ajiki T., Suzuki Y., Kuroda Y. Inhibitory effect of epigallocatechin-3-gallate on growth and invasion in human biliary tract carcinoma cells. World J. Surg. 2002;26:683–686.[PubMed]
Rieger-Christ K.M., Hanley R., Lodowsky C., Bernier T., Vemulapalli P., Roth M., Kim J., Yee A.S., Le S.M., Marie P.J., Libertino J.A., Summerhayes I.C. The green tea compound, (−)-epigallocatechin-3-gallate downregulates N-cadherin and suppresses migration of bladder carcinoma cells. J. Cell. Biochem. 2007;102:377–388. doi: 10.1002/jcb.21299. [PubMed] [Cross Ref]
Leong H., Mathur P.S., Greene G.L. Inhibition of mammary tumorigenesis in the C3(1)/SV40 mouse model by green tea. Breast Cancer Res. Treat. 2008;107:359–369. [PubMed]
Larsen C.A., Dashwood R.H. Suppression of Met activation in human colon cancer cells treated with (−)-epigallocatechin-3-gallate: Minor role of hydrogen peroxide. Biochem. Biophys. Res. Commun. 2009;389:527–530. [PMC free article] [PubMed]
Khan N., Afaq F., Saleem M., Ahmad N., Mukhtar H. Targeting multiple signaling pathways by green tea polyphenol (−)-epigallocatechin-3-gallate. Cancer Res. 2006;66:2500–2505. [PubMed]
Owen R.W., Giacosa A., Hull W.E., Haubner R., Spiegelhalder B., Bartsch H. The antioxidant/anticancer potential of phenolic compounds isolated from olive oil. Eur. J. Cancer. 2000;36:1235–1247. [PubMed]
Llor X., Pons E., Roca A., Alvarez M., Mane J., Fernandez-Banares F., Gassull M.A. The effects of fish oil, olive oil, oleic acid and linoleic acid on colorectal neoplastic processes. Clin. Nutr. 2003;22:71–79. doi: 10.1054/clnu.2002.0627. [PubMed] [Cross Ref]
Bartoli R., Fernandez-Banares F., Navarro E., Castella E., Mane J., Alvarez M., Pastor C., Cabre E., Gassull M.A. Effect of olive oil on early and late events of colon carcinogenesis in rats: Modulation of arachidonic acid metabolism and local prostaglandin E(2) synthesis. Gut. 2000;46:191–199.[PMC free article] [PubMed]
Solanas M., Hurtado A., Costa I., Moral R., Menendez J.A., Colomer R., Escrich E. Effects of a high olive oil diet on the clinical behavior and histopathological features of rat DMBA-induced mammary tumors compared with a high corn oil diet. Int. J. Oncol. 2002;21:745–753. [PubMed]
Gill C.I., Boyd A., McDermott E., McCann M., Servili M., Selvaggini R., Taticchi A., Esposto S., Montedoro G., McGlynn H., Rowland I. Potential anti-cancer effects of virgin olive oil phenols on colorectal carcinogenesis models in vitro. Int. J. Cancer. 2005;117:1–7. [PubMed]
Hashim Y.Z., Rowland I.R., McGlynn H., Servili M., Selvaggini R., Taticchi A., Esposto S., Montedoro G., Kaisalo L., Wahala K., Gill C.I. Inhibitory effects of olive oil phenolics on invasion in human colon adenocarcinoma cells in vitro. Int. J. Cancer. 2008;122:495–500. [PubMed]
Corona G., Deiana M., Incani A., Vauzour D., Dessi M.A., Spencer J.P. Inhibition of p38/CREB phosphorylation and COX-2 expression by olive oil polyphenols underlies their anti-proliferative effects. Biochem. Biophys. Res. Commun. 2007;362:606–611. [PubMed]
Adams L.S., Chen S. Phytochemicals for breast cancer prevention by targeting aromatase. Front. Biosci. 2009;14:3846–3863. [PubMed]
Khan S.G., Katiyar S.K., Agarwal R., Mukhtar H. Enhancement of antioxidant and phase II enzymes by oral feeding of green tea polyphenols in drinking water to SKH-1 hairless mice: Possible role in cancer chemoprevention. Cancer Res. 1992;52:4050–4052. [PubMed]
Dhillon A.S., Hagan S., Rath O., Kolch W. MAP kinase signalling pathways in cancer. Oncogene. 2007;26:3279–3290. [PubMed]
Hopfner M., Schuppan D., Scherubl H. Growth factor receptors and related signalling pathways as targets for novel treatment strategies of hepatocellular cancer. World J. Gastroenterol. 2008;14:1–14.[PMC free article] [PubMed]
Ramos S. Cancer chemoprevention and chemotherapy: Dietary polyphenols and signalling pathways. Mol. Nutr. Food Res. 2008;52:507–526. [PubMed]Fang J.Y., Richardson B.C. The MAPK signalling pathways and colorectal cancer. Lancet Oncol. 2005;6:322–327. [PubMed]
Wang W., Wang X., Peng L., Deng Q., Liang Y., Qing H., Jiang B. CD24-dependent MAPK pathway activation is required for colorectal cancer cell proliferation. Cancer Sci. 2010;101:112–119. [PubMed]
Corona G., Spencer J.P., Dessi M.A. Extra virgin olive oil phenolics: Absorption, metabolism, and biological activities in the GI tract. Toxicol. Ind. Health. 2009;25:285–293. doi: 10.1177/0748233709102951. [PubMed] [Cross Ref]
Sebolt-Leopold J.S., Herrera R. Targeting the mitogen-activated protein kinase cascade to treat cancer. Nat. Rev. Cancer. 2004;4:937–947. [PubMed]
Tsatsanis C., Androulidaki A., Venihaki M., Margioris A.N. Signalling networks regulating cyclooxygenase-2. Int. J. Biochem. Cell Biol. 2006;38:1654–1661. [PubMed]
Guichard C., Pedruzzi E., Fay M., Marie J.C., Braut-Boucher F., Daniel F., Grodet A., Gougerot-Pocidalo M.A., Chastre E., Kotelevets L., Lizard G., Vandewalle A., Driss F., Ogier-Denis E. Dihydroxyphenylethanol induces apoptosis by activating serine/threonine protein phosphatase PP2A and promotes the endoplasmic reticulum stress response in human colon carcinoma cells. Carcinogenesis. 2006;27:1812–1827. [PubMed]
Lee S.Y., Munerol B., Pollard S., Youdim K.A., Pannala A.S., Kuhnle G.G., Debnam E.S., Rice-Evans C., Spencer J.P. The reaction of flavanols with nitrous acid protects against N-nitrosamine formation and leads to the formation of nitroso derivatives which inhibit cancer cell growth. Free Radic. Biol. Med. 2006;40:323–334. [PubMed]
Adhami V.M., Malik A., Zaman N., Sarfaraz S., Siddiqui I.A., Syed D.N., Afaq F., Pasha F.S., Saleem M., Mukhtar H. Combined inhibitory effects of green tea polyphenols and selective cyclooxygenase-2 inhibitors on the growth of human prostate cancer cells both in vitroand in vivo. Clin. Cancer Res. 2007;13:1611–1619. [PubMed]
Banerjee S., Manna S., Mukherjee S., Pal D., Panda C.K., Das S. Black tea polyphenols restrict benzopyrene-induced mouse lung cancer progression through inhibition of Cox-2 and induction of caspase-3 expression. Asian Pac. J. Cancer Prev. 2006;7:661–666. [PubMed]
Kumar N., Shibata D., Helm J., Coppola D., Malafa M. Green tea polyphenols in the prevention of colon cancer. Front. Biosci. 2007;12:2309–2315. [PubMed]
Chell S., Kadi A., Williams A.C., Paraskeva C. Mediators of PGE2 synthesis and signalling downstream of COX-2 represent potential targets for the prevention/treatment of colorectal cancer. Biochim. Biophys. Acta. 2006;1766:104–119. [PubMed]
van Heist J., Niessen H., Hoekman K., Schalkwij C. Advanced glycation end products in human cancer tissues: Detection of Nepsilon-(carboxymethyl)lysine and argpryrimidine. Ann. N. Y. Acad. Sci. 2005;1043:725–733. [PubMed]
Bengmark S. Advanced Glycation and Lipoxidation End Products–Amplifiers of Inflammation: The Role of Food. JPEN J. Parenter. Enteral Nutr. 2007;31:430–440. [PubMed]
Kiho T., Usui S., Hirano K., Aizawa K., Inakuma T. Tomato paste fraction inhibiting the formation of advance glycation end-products. Biosci. Biotechnol. Biochem. 2004;1:200–205. [PubMed]
Lo C.-Y., Li S., Tan D., Pan M.-H., Sang S., HO C.-T. Trapping reactions of reactive carbonyl species with tea polyphenols in simulated physiological conditions. Mol. Nutr. Food Res. 2006;50:1118–1128.[PubMed]
Sang S., Shao X., Bai N., Lo C.-Y., Yang C., HO C.-T. Tea polyphenol (−)-Epigallocatechin-3-Gallate: A new trapping agent of reactive dicarbonyl species. Chem. Res. Toxicol. 2007;20:1862–1870. [PubMed]
Kuniyasu H., Oue N., Wakikawa A., Shigeishi N., Matsutani N., Kuraoka K., Ito R., Yokozaki H., Yasui W. Expression of receptors for advanced glycation end-products (RAGE) is closely associated with the invasive and metastatic activity of gastric cancer. J. Pathol. 2001;196:163–170. [PubMed]
Sparvero L., Asafu-Adjei D., Kang R., Tang D., Amin N., Im J., Rutledge R., Lin B., Amoscato A., Zeh H., Lotze M. RAGE (Receptor for Advanced Glycation Endproducts), RAGE Ligands, and their role in Cancer and Inflammation. J. Transl. Med. 2009;7:17. doi: 10.1186/1479-5876-7-17. [PMC free article][PubMed] [Cross Ref]
Takada M., Ku Y., Toyama H., Suzuki Y., Kuroda Y. Suppressive effects of tea polyphenol and conformational changes with receptor for advanced glycation en products (RAGE) expression in human hepatoma cells. Hepatogastroenterology. 2002;49:928–931. [PubMed] http://www.zeytinagacidergisi.com/mansetler/pazar-resitali-zeytinyagi-hayat-iksiri-7103

BASIN LİNKLERİ
http://www.zeytinagacidergisi.com/pazar-resitali-zeytinyagi-hayat-iksiri-7103
http://sasoliva.com/2017/07/15/zeytine-dair-pazar-resitali-3-polifenoller-ve-kanser/

 Nedir Bu Polifenoller; Devem Edecek