Kapının Gölgesinde Yürümek

 Bir milletin savaşla sınanmış vicdanı üzerine…

Dr. Abidin Tatlı
Araştırmacı Yazar
Tadımcı, Tadım Eğitmeni

Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle Anadolu’nun eski köylerinde hâlâ rastlanan bir davranış biçimi vardır:

Bir erkek, bir dul kadının evinin önünden geçmemeye dikkat eder.
Hatta mümkünse evin arka sokağını kullanır, değilse yolun diğer tarafından sessizce, adımlarını yavaşlatarak yürür.
Neden mi?
Bunun cevabı tarih kitaplarında değil, savaşlardan yorgun dönmüş bir milletin yüreğinde saklıdır.

Bir Davranışın Sessiz Hikâyesi
I. Dünya Savaşı, ardından Kurtuluş Savaşı ve sonraki yıllar…
Bu topraklar yitirilen binlerce oğul, kardeş, baba ve eşin sessiz çığlıklarıyla doldu. Köyler erkeklerini cepheye gönderdiğinde, geride kalanlar kadınlardı.
Ve çoğu zaman bu kadınlar, kocalarını bir daha hiç göremedi.
Bir savaş gazisi düşünün…
Cepheden dönmüş, kalbindeki nice kayıpla.
Karısı, o yokken ölmüş. Döndüğünde yalnız.
Ama köy de yalnız… Çünkü herkes birini kaybetmiş.
İşte o gazi, bir gün, köyde kocasını savaşta yitirmiş bir kadının evinin önünden geçerken duraksar.
Kadının gözleri pencerededir belki de…
Ve onun varlığını görmek, kendi yitirdiğini yeniden hatırlatır.
Bu yüzden, o an karar verir:
Bir daha o evin önünden geçmeyeceğim.
Bu, sadece bir yürüyüş rotası değildir.
Bu, bir vicdanın rotasıdır.
O gün başlayan bu sessiz kural, zamanla diğer gazilere, diğer erkeklere, hatta onların çocuklarına da geçer.
Böylece Anadolu’nun pek çok yerinde, yıllar içinde erkekler kadınların evlerinin önünden değil, arkasından yürümeye başlar. Bu nedenle de kadınlar hep bir adım arkadan yürür, yan yana yürümezler.

Toplumsal Hafızada Bir Yas Biçimi
Bugün baktığınızda bu davranış, kimilerine eski usul, kimilerine garip görünebilir.
Ama bu, kadın-erkek mesafesinden değil; kayıplara saygıdan, acı hatırlatmaya uzak durmaktan doğan bir duruştur.
Eşini vatan savunmasında kaybetmişle göz göze geldiğinde hissettikleri, bir adamın kendisini affettirememesi, hayatta kalmanın bile bir yük sayılmasıdır belki bu mesafenin adı.
Çünkü bu millet, acıyı bastıra bastıra değil, nezaketle taşıya taşıya geçirdi yüzyıllarını.

Sessiz Kahramanlıklar
Tarih, büyük zaferlerle dolu olabilir.
Ama asıl kahramanlık, o zaferlerden sonra kalanlara gösterilen saygıdadır.
Bir adım geride durmak, bazen bir millettin en onurlu davranışıdır.
Bu davranış biçimi bugün unutulmaya yüz tutmuş olabilir.
Ama unutulmaması gereken arkasındaki o derin duyarlılıktır.
Çünkü savaş sadece cephede kazanılmaz.
Savaş, yasını nasıl tuttuğunla da kazanılır.

Saygılarımla

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın